Temel ile Dursun ordunun hava bölümündeler ve savaşa hazırlık için tatbikat yapıyorlar.50-60 helikopterden 200 kişi atlıyor , herkesin paraşutu açılıyor ama Temel’in paraşutu açılmıyor.Temel havada yere düşerken Dursun’a bağırıyor :
“Dursun benim paraşut açılmadı yardım et” diye bağırır
Dursun hemen cevap verir :
“Bişey olmaz uşağum nasıl olsa tatbikat yapayruk”
————————————
Cafer komadadır, yanında ise karısı Cafer’in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar;
- ”İlk işten kovulduğum zaman yanımdaydın. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep baş ucumdaydın”
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
- ”Şimdi komadayım yine başucumdasın sonunda anladım ama, çok geç oldu yahu sen ne uğursuz karısın”…
———————————-
Temel kola otomatiğine gitmiş, para atıp düğmeye basmış ve kolasını almış. Bir para daha atmış, yine düğmeye basmış ve yine kolasını almış. Bunun üzerine heyecanla arkadaşlarının yanına gitmiş ve :
- Çabuk bütün bozuk paralarınızı verin, bugün şansım çok iyi!
————————————
bir adam bir gün bir petshopa giriyo kendisine en yakın duran papağanı gösterek
-pardon bunun fiyatı nedir diyor
-10000$ efendim
-neden bu kadar pahalı peki
-efendim o 300 tane kelime biliyor
biraz uzaktaki papağanı işaret ederek
-peki bunun fiyatı nedir
-20000$ efendim
-peki bu neden pahalı
-o aynı kelimeleri hem ingilizce hem türkçe söylüyor
onun yanındaki papağanı göstererek
-bunun fiyatı nedir
-30000$ efendim buda kelimeleri her dilde söylüyor
adam biraz daha bakındıktan sonra dükkanın yüksek bir yerinde asılı olan papağanı görüyor ve soruyor
-bunun fiyatı nedir
-100000$ efendim
-bunun özelliği nedir
-valla bu pek konuşmuyo ama ordaki 3 papağan buna “hocam” diyorlar
———————————
adamin biri issiz bir adaya duser, birden calilarin arkasinda kazanin etrafinda dans eden yerlileri gorur.
- aha simdi boku yedik! der.
o anda yaninda en ak sakallisindan bir dede belirir:
- dur evlat, daha boku yemedin. der
- al su ta$i, su suslu koltukta oturan adamin kafasina tum gucunle at.
bizim adam dedenin dedigini yapar, kabile reisinin basina tasi atinca dans eden butun yerliler bi anda buna dogru doner.
ve ak sakalli dede finali yapar:
- aha evlat! simdi boku yedin.
——————————
İki akıl hastası havuzun başına gelirler, biri hemen havuza atlar, suyu içer, azıcık içtikten sonra tükürür bunu gören diğer akıl hastası:
“Ne yaptın sen şimdi?” der.
Havuzdaki hasta:
“Geçen gün iki şeker atmıştım, tatlı oldu mu diye bakıyordum ama olmamış.” der.
Dışardaki hasta:
“Sen deli misin nesin yahu, karıştırsana…
————————
Oğlu, Kayseriliden para istedi: – “Baba 500 bin lira verir misin?” Kayserili : – “400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter.” der ve çıkartıp 50 bin lira verir. Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler: – “Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı.” Kayserili : – “Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni..”
)))
——————————————-
Padişahın biri,
- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!
demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..
…- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..
- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!
- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..
——————————–
Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asili bir geyik budu görür.
Açtır a…ma şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak.
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi…
Tilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum’
… Tilki cevap verir ‘hiç… Yatıyorum’
-Burada bir but var
-Evet var
-Neden yemedin
Tilki sakince cevap verir;
‘BU GÜN ORUCUM’
Kurt kendinden emin;
‘Ben yiyeyim o zaman’
Tilki ‘Buyur afiyet olsun’ der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt;
‘LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN’
Tilki pişkin pişkin;
‘Biraz önce top patladı duymadın mı ?
)
———————————-
TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP
KAZANIR, ve KENDISINE BIR
KITAP HEDIYE EDILIR. KITABIN ADI
DA DUZ MANTIK TIR.
TEMEL HEDIYEYI ALIRKEN SORAR
…
-bu kitapta ne yaziyo?
-okuyunca ogrenirsin…
-ben onunla ugrasamam anlat
bakiim sen bana?
-ok bak simdi senin evinde
Akvaryum var mi mesela
-evet var…
-o zaman icinde Su da vardir?
-evet var…
-içinde su varsa balik da vardir….
-evet var…
-balik varsa hayvanlari da
seviyosundur sen?
-evet….
-hayvanlari seviyosan insanlari da
seversin heralde?
-evet
-o zaman senin sevgilin de vardir?
-evet var
-yasli gorunuyon o zaman senin
karin vardir?
-evet var..
-e karin olduguna gore de
homoseksuel diilsindir?
-evet…
-bak gordun mu?…
temel cok etkilenir! kitabi alir
koltugunun altina eve dogru
giderken
dursunu gorur… dursuna sorar
-temel o ne?
-duz mantik kitabi!
-nasi bisiy bu anlat bakiim…
-bak simdi
-sizin evde akvaryum var mi?
-yook!
o zaman sen ibnesin.