Eğitim Siteniz

23. Gün FIKRALARI


Temel ile Dursun ordunun hava bölümündeler ve savaşa hazırlık için tatbikat yapıyorlar.50-60 helikopterden 200 kişi atlıyor , herkesin paraşutu açılıyor ama Temel’in paraşutu açılmıyor.Temel havada yere düşerken Dursun’a bağırıyor :
“Dursun benim paraşut açılmadı yardım et” diye bağırır
Dursun hemen cevap verir :
“Bişey olmaz uşağum nasıl olsa tatbikat yapayruk” :)

————————————

Cafer komadadır, yanında ise karısı Cafer’in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar;
- ”İlk işten kovulduğum zaman yanımdaydın. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep baş ucumdaydın”
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
- ”Şimdi komadayım yine başucumdasın sonunda anladım ama, çok geç oldu yahu sen ne uğursuz karısın”…

———————————-

Temel kola otomatiğine gitmiş, para atıp düğmeye basmış ve kolasını almış. Bir para daha atmış, yine düğmeye basmış ve yine kolasını almış. Bunun üzerine heyecanla arkadaşlarının yanına gitmiş ve :
- Çabuk bütün bozuk paralarınızı verin, bugün şansım çok iyi!

————————————

bir adam bir gün bir petshopa giriyo kendisine en yakın duran papağanı gösterek
-pardon bunun fiyatı nedir diyor
-10000$ efendim
-neden bu kadar pahalı peki
-efendim o 300 tane kelime biliyor
biraz uzaktaki papağanı işaret ederek
-peki bunun fiyatı nedir
-20000$ efendim
-peki bu neden pahalı
-o aynı kelimeleri hem ingilizce hem türkçe söylüyor
onun yanındaki papağanı göstererek
-bunun fiyatı nedir
-30000$ efendim buda kelimeleri her dilde söylüyor
adam biraz daha bakındıktan sonra dükkanın yüksek bir yerinde asılı olan papağanı görüyor ve soruyor
-bunun fiyatı nedir
-100000$ efendim
-bunun özelliği nedir
-valla bu pek konuşmuyo ama ordaki 3 papağan buna “hocam” diyorlar

———————————

adamin biri issiz bir adaya duser, birden calilarin arkasinda kazanin etrafinda dans eden yerlileri gorur.
- aha simdi boku yedik! der.
o anda yaninda en ak sakallisindan bir dede belirir:
- dur evlat, daha boku yemedin. der
- al su ta$i, su suslu koltukta oturan adamin kafasina tum gucunle at.
bizim adam dedenin dedigini yapar, kabile reisinin basina tasi atinca dans eden butun yerliler bi anda buna dogru doner.
ve ak sakalli dede finali yapar:
- aha evlat! simdi boku yedin.

——————————

İki akıl hastası havuzun başına gelirler, biri hemen havuza atlar, suyu içer, azıcık içtikten sonra tükürür bunu gören diğer akıl hastası:

“Ne yaptın sen şimdi?” der.

Havuzdaki hasta:

“Geçen gün iki şeker atmıştım, tatlı oldu mu diye bakıyordum ama olmamış.” der.

Dışardaki hasta:

“Sen deli misin nesin yahu, karıştırsana…

————————

Oğlu, Kayseriliden para istedi: – “Baba 500 bin lira verir misin?” Kayserili : – “400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter.” der ve çıkartıp 50 bin lira verir. Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler: – “Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı.” Kayserili : – “Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni..”
:) )))

——————————————-

Padişahın biri,
- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!
demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..
…- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..
- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!
- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..

——————————–

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asili bir geyik budu görür.
Açtır a…ma şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak.
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi…
Tilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum’
… Tilki cevap verir ‘hiç… Yatıyorum’
-Burada bir but var
-Evet var
-Neden yemedin
Tilki sakince cevap verir;
‘BU GÜN ORUCUM’
Kurt kendinden emin;
‘Ben yiyeyim o zaman’
Tilki ‘Buyur afiyet olsun’ der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt;
‘LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN’
Tilki pişkin pişkin;
‘Biraz önce top patladı duymadın mı ? :) )

———————————-

TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP
KAZANIR, ve KENDISINE BIR
KITAP HEDIYE EDILIR. KITABIN ADI
DA DUZ MANTIK TIR.
TEMEL HEDIYEYI ALIRKEN SORAR

-bu kitapta ne yaziyo?
-okuyunca ogrenirsin…
-ben onunla ugrasamam anlat
bakiim sen bana?
-ok bak simdi senin evinde
Akvaryum var mi mesela
-evet var…
-o zaman icinde Su da vardir?
-evet var…
-içinde su varsa balik da vardir….
-evet var…
-balik varsa hayvanlari da
seviyosundur sen?
-evet….
-hayvanlari seviyosan insanlari da
seversin heralde?
-evet
-o zaman senin sevgilin de vardir?
-evet var
-yasli gorunuyon o zaman senin
karin vardir?
-evet var..
-e karin olduguna gore de
homoseksuel diilsindir?
-evet…
-bak gordun mu?…
temel cok etkilenir! kitabi alir
koltugunun altina eve dogru
giderken
dursunu gorur… dursuna sorar
-temel o ne?
-duz mantik kitabi!
-nasi bisiy bu anlat bakiim…
-bak simdi
-sizin evde akvaryum var mi?
-yook!
o zaman sen ibnesin. :D

22. Gün FIKRALARI


Temel Londra’ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- “Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz” Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- “Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız” Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-”Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz” Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
- “Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz” :D

———————————

Temel’in eski bir BMC kamyonu vardir. Yolda giderken kırmızı ısık yanar ve frene basar. Kamyon durmaz önünde giden son model BMW ye carpar.. Temel hemen atlar, şoföre yalvarır :
- Aman abi affet, sen zengin adamsin, seni etkilemez, ama ben ömür boyu çalışsam ödeyemem. Adam Temel’e acır ve affeder. Yollarina devam ederler.Ileride yine kırmızı ısık yanar.Temel kamyonu yine durduramaz. BMW’yi hurdaya çevirir.Yine atlayip yalvarmaya baslar
-Aman abi, benim çocuklarim var, affet. Zaten arabana çarpmıştım, hasar biraz daha büyüdü sadece. Adam Temel’e yine acir ve : -Tamam, gözüme görünme, bas git..
Yollarina devam ederler. Yine kirmizi isik yanar. Temel BMW’ye yine çarpar. Bu sefer kafasini camdan çikarip, bagirir :
- Benim abi Benim, devam et…

—————

Çok zengın bir o kadar da gösteriş düşkünü olan bir avukat yen aldıgı Ferrarisin…i ilk defa kullanmaktadır. Şehirde biraz turladıktan sonra işyerinin önüne arabasını park eder. Arabasının kapısını açarken süratle gelen bir otomobil arabasının kapısını koparır ve kaçar.

Deliye dönen avukat hemen polisi arar. Gelen polise bağırmaya baş…lar:

“Bana hemen o herifi bulun! Yenı arabamın kapısını kopardı. Daha bugün almıştım arabamı. Onu bulun bana! Donuna kadar alıcam o herifin. Sürüm sürüm süründürecegim…”

Polis hayretler içinde adamı dinler ve derki:

“Arabanızın kapısını koparan araç aynı zamanda kolunuzu da koparmış. Sizse hala arabanızdan bahsedeyorsunuz…”

Avukat şaşkınlıkla; olmayan koluna bakar ve bağırmaya başlar:

“Lanet olsun, Rolex saatim de gitmiş!” ..:))

—————————-

Temel ve Cin Bir Fransız bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransız bunun Aladdin’in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar.
-”Ne dilerseniz dileyin benden” der. İngiliz
-”Ben ailemin yanına İngiltereye gitmek istiyorum” der. Cin isteyi yerine getirir. Sıra Fransız’a gelir. Oda ailesinin yanına Fransaya gitmek ister. Onun isteyide yarine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cin’e dileyini söyler.
-”Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum” der :) )

————————–

- Anne sana birşey diyeceğim.
+ Yine ne yaptın?!
- Her zaman kötü birşey yaptığımı düşünmenden nefret ediyorum. Bana karşı hiç güven duymadığını düşünüyorum. Böyle davranırsan bana güvendiğini nasıl anlayacağım?
+ Haklısın canım, özür dilerim. Bana ne diyecektin?
- Lambayı kırdım. :D

——————————

Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir aşık olduğunu, evlenmek istediğini ve tanıştırmak istediğini söyler Ama, sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister

Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir Otururlar, sohbet ederler
Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar
-Tahmin ettin mi, diye
Anne duraksamadan cevap verir:
-Ortadaki kızıl saçlı
Çocuk hayretle annesine sorar:
-Inanılmaz, nasıl bildin?
Anne cevap verir:
-Bir tek ondan hoşlanmadım:

——————–

temel evine yalan makinesi almış… Salonda köşeye koymuş.. “Kim yalan söylerse ötecek” demiş.. Akşam yemeğe oturmuşlar.. Oğluna “Bugün nerdeydin” demiş, .. Oğlan “Okuldaydım, tabii” deyince makine ötmüş. Oğlan da itiraf etmiş, sevgilimle birlikte sinemaya gittim der.. temel fena halde kızmış, oğluna.. “Ben senin yaşındayken kızlarla çıkmak nedir bilmezdim” deyince makine gene ötmüş. Anne gülmüş, bu defa.. “Al işte!.. Senin oğlun!..” deyince Makina başlamış “düüüüütt”

——————————

Bir Amerikalı, bir Alman ve birde bizim Temel bir araya gelmişler. Sohbet ederken Amerikalı bizim açlık sınırımız 500 dolar biz bizim işçilerimize 1000 dolar veriyoruz 500 dolarını harcıyorlar 500 dolarını napıyorlar biz bilmiyoruz. Bu defa Alman bizim açlık sınırımız 600 euro biz bizim işçilerimize 1500 euro veriyoruz 600 eurosunuz harcıyor 900 euro sunu napıyor biz bilmiyoruz. Sıra bizim Temel’e gelmiş. Temel : bizim açlık sınırımız 1000 YTL , biz bizim işçilerimize 500 YTL veriyoruz , 500 YTL yi nerden buluyorlar biz de onu bilmiyoruz:))

—————————–

Temel yolda az kalsın bir arabanın altında kalıyormuş.
Şoför kafasını camdan dışarı çıkararak Temele:

-Dangalak mısın be adam! demiş

Temel hemen kahvedeki arkadaşı Dursunun yanına gitmiş ve dangalak kelimesinin anlamını sormuş.
Dursun da arkadaşının kalbini kırmamak için şöyle demiş:

-İyi kalpli hoşgörülü yakışıklı bir adamsun anlamına geliy, demiş.

Temel yine bir gün arabanın altında kalıyormuş.
Şoför kafasını camdan dışarı çıkararak Temele:

-Dangalak mısın be adam! demiş.
Temel de:
-Sen penu gençluğumde görecektun. Daha da dangalaktum :D

——————–

———————————–

Biyoloji dersinden yapilacak sinav için siniftaki herkes acayip çalismis,
notlar, kopyaliklar havada uçusmus. Daha sonra sinavin yapilacagi gün
gitmisler bir de bakmislar, ortada kagit kalem yok sadece sira sira
mikroskoplar.
Hoca;
-Bu mikroskop lam’larinda bir böcegin bacagi var, sinaviniz bacagindan böcegi tanimak”
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemis, hoca dedigi dedik. Ögrenciler
mikroskoplarin basina geçmis ama taniyamiyorlar… En sonunda biri dayanamamis,
kapiyi çarpip
çikmis.
Hoca arkasindan seslenmis;
-Kimsin sen, kapiyi çarpip çikiyorsun?
Kapi hafifçe aralanmis ve bacagini uzatmis,
-Tanisana hadi tanisana kim oldugumu… :) )

21. Gün FIKRALARI


Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik
profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. Önce Fransız profesörün
çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş.
Fransız profesör anlatmış:
- Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim. Ortaya çıkan mahlukatın
eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu.
Ardından diğer çalışmalar için ülke ülke gezmeye baslamışlar. Sıra gelmiş
Türkiye’den bizim Laz profesöre.
Jüri başkanı:
- Sizin çalışmanız nedir? diye sormuş.
Laz profesör anlatmış:
- Ben karpuz genleri ile hamamböceği genlerini birleştirdim.
Birden tüm salondan kahkaha kopmuş ve başkan Laz profesöre:
- Bu çalışma ne işe yarar? diye sormuş.
Laz profesör:
- Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri kaçısıyo.

———————————————————-

3 astronotun uzaya gönderilmelerine karar verilir. Bunlardan biri Alman, biri İngiliz biri de Temel. Uzay görevinin süresi ayları bulacağından her birinin en önemli ihtiyaçlarını sorulur.

Alman: Bol bira ister.

İngiliz: Bana bol bol viski.

En son Temel’e sorarlar. Temel: “Bana da bol bol sigara.” der.

Astronotların istekleri yerine getirilir ve kendilerine görev boyunca sıkıntısını çekmeyecekleri kadar talep ettikleri her ne ise uzay mekiğine yüklenir, fırlatma yapılır ve görev başlar.

Aylarca süren görev sonunda dünyaya geri dönerler. Tabi aileler merakla bekliyor. Önce Alman iniyor, zaten iri yarı olduğu halde kocaman da bira göbeği yapmış. Sonra İngiliz iniyor, hala zil zurna sarhoş.

En sonunda uzay mekiğinden Temel’in inmesine sıra geliyor. Temel kapıda görünür görünmez fırlıyor ağzında sigarayla:

“Allahını seven bana ateş versin!!!”

—————————————————

Ormanda dolaşan 2 avcıdan biri birden bire yere düşer. Arkadaşı, düşen adamın nefes almadığını ve gözlerinin ferinin söndüğünü görür.
Bunun üzerine telefonla acil yardımı arar. “Arkadaşım öldü, ne yapabilirim” diye sorar.
Telefondaki ses yanıtlar: “Sakin olun. Size yardım edebilirim. Ama önce arkadaşınızın ölüp ölmediğinden emin olalım.”
Telefonda bir süre sessizlik olur ve bir silah sesi işitilir.
Avcı telefonu tekrar eline alır ve şöyle der: “Evet, tamam. Şimdi ne yapacağım?”

——————————————-

Temel’in babasının cenazesine gelen bir aile dostu “nasıl oldu” diye sorar.
Temel : 30. kattan düştü.
Adam : çok feci ölmüş.
Temel : yok, manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi.
Adam : daha şiddetli çakıldı o zaman.
Temel : hayır, kasabın tentesine çarpıp ordan karşı binanın çatısına fırladı.
Adam : demek çatıya çarpıp öldü.
Temel : yok, çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti.
Adam : çarpıldı mı ?
Temel : yok canım teller yaylandı, babamı 200 metre yukarı fırlattı. bunları duyan adam dayanamaz ve temel’e bagırır ulan nasıl öldü bu adam ?
Temel : baktık durmuyo vurduk !

——————————————–

Temel:
- Aklından bir sayı tut.
Dursun:
+ Tuttum.
Temel:
- Sıfırla çarp.
Dursun:
+ Çarptım.
TemeL:
- Sonuç sıfır.
Dursun :
+ Oha nasıl bildin.
Temel:
- Haçan o Pizum oraların sirru :D

—————————–

Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler, alış veriş yaparken
‘kahrolsun Amerika” diye bir ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler..

Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et, yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz” derler..

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar; çünkü
papağanını çok sevmektedir. Derken aklına cami imamının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ‘Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim’ der.. Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :” Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi? ‘
Amca bu papağan o değil dese de inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:

‘Kahrosun Amerika!!

Ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)

-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)

-Kahrolsun Amerika!

Papağan dile gelir: – Amin evlatlarım, dualarınız kabul olsun :D

————————————

Bir anne 8 yaşındaki kızıyla otobüste gidiyorlar.
Durakların birinde bir kaç tane hayat kadını müşteri bekliyor.
Kız annesine;
— Bunlar kim? Ne diye bekliyorlar?
Anne ;
— Bunlar kocalarını bekleyen kadınlar kızım.
Bunu duyan otobüs şoförü dönüp;
— Çocuğa böyle saçma sapan şey anlatmayın.Bunlar hayat kadınıdır ve para için erkeklerle yatıyorlar.
Çocuk ;
— Anne, bunlar erkeklerle yatarlarsa, o zaman da çocukları da olur, bu çocuklar sonra ne oluyor?
Anne;
— Otobüs şoförü!! xD

————————————-

+Öğretmen çocukların “mucize” kelimesini bulmalarını istiyormuş.
- İnsan yirminci kattan düşüp ölmezse buna ne denir?
- Tesadüf, demiş öğrenci Temel
+Öğretmen soruyu yinelemiş.
- Peki, insan yirminci kattan ikinci kez düşer yine ölmezse ne denir?
- Şans.
- Peki üçüncü kez olsa?
- Alışkanlık :D

————————————

Karı-koca sohbet ediyorlarmış….
Kadın;
-Ölürsem evlenir misin kocacım ?
-Evlenmem tabiki yapar mıyım öyle şey aşkolsun
-Evlenirsin, evlenirsin demiş kadın..
.Adam şöyle bi düşünmüş;
-Belki evlenirim, çocuklar ortada kalmasın diye demiş.
Kadın;
-Pekiiii, ona da bana yaptığın gibi mantı yaparmısın ?
Adam cevap vermiş;
-Yok yapmam… O mantı sevmiyor… :D

————————————-

Adamın işi varmış, Ankara’ya gidiyormuş, tam uçağa binerken
kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa’ya, bilet almış, tam trene binecek,
aynı ses kulağında -Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve,
sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
-Tren Eskişehir’de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı…
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış,
tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydin :) )

20. Gün FIKRALARI


Bir gün hırsız ile fırlama arkadaş olur beraber
yemeğe giderler.

Hırsız ,fır…lamaya : “Bana fırlamalığı öğretir misin?”der.

…Fırlama çocuk da : “Sende bana hırsızlığı öğretirsen olur”der.

ilk olarak Hırsız yanındaki adamın cüzdanını en ince ayrıntılarını göstererek çalar ve: “işte böyle hadi sendebana fırlamalığı öğret” der.

fırlama da :adamınn omuzna vurup ”Amca bu senin cüzdanını çaldı”der.;D;D;

——————————-

Temel birgün kahvede ağlıyormuş.

Dursun ; -Vıyy temel ne oldu sana.

-Sorma dursun …benim karı hamile.

-Dursun Ne güzel işte !

-Anlamıyosun beni ; karım ilk hamileyken 2 insanı okudu

ve ikiz doğurdu,ikinci hamileliğinde 3 silahşörleri okudu 3

üz doğurdu.

-Dursun Peki şimdi ne okuyor senin karı ?

-40 haramiler :D :D

——————————–

Trabzon da bir çocuk yoldan geçerken polis kolundan tutar kırmızı ışıkta geçtin der.

Çocuk :

- Motorim yok arabam yok ne kirmizu işiğu ?

Diye cevap verir.

Polis:

- Artık yasalar değişti yayalarada ceza var der.

Ordan geçen yaşlı bir teyze çocuğun kulağına fısıldar..

- Oglim kötunde pilaka mi var, kaçsana !..

——————————–

İĞRENÇ ESPRİLER 1

1- Mehmet okur dedik basketçi oldu :)
2- soru kolaya benziyodu ama fantaydı.:)
3- Mutluluğu arıyorsan köprüden atla.
4- Adamın biri sevgilisini buz dolabına koymuş neden:araları bozulmasındiye
5- Adamın biri şoka girmiş karısıda migrosa..
6- Canlılar ikiye ayrılır normal canlılar bi de erzincanlılar:)
7- Adamın biri yanmış,karısı da düz :D
8- Ewde kalmis kizlar ne yer:ALBENI .D.D
9- Organlarimi bagisladm cunku sucsuz olduklarini anldm .d
10 Teyzem evi Beyaza boyatmış , amcam Cem ylmaza :) )
11 – Ödemeli at funda arar :-D
12- Yılanın kuyruğuna sorduk;+Nereye kardeş? -Kafa nereye biz oraya hacı.
13-Viyana kuşatması niye durdurulmuş?:Atacak kuş kalmamış… :D :D
14-Küçükken pencereme mini mini bir kuş konuyodu, şimdi sıçıp sıçıp kaçıyo şerefsiz.:DDD

——————————

İnqiLiz : GoLf oynuyaLım mı ?
Fransız : Tmm oynuyaLım…
TemeL :Tmm oynuyaLım uşaqım neLer Lazım ?
İnqiLiz : Top,deLiq,Sopa…ßende Top var..
Fransız : ßendede Sopa var …
TemeL : ßen oynamıyrum .:D:D:):):):)

——————————

Polis Mahalleye baskın yapar, ordan geçen yaşlı nine;

Nine: – ”Ne oluyor?”

Polis: – “Teyzeciğim sizin karşı binadaki gençler içilmesi yasak otlar (Esrar) içiyor”.

Nine lafa girer;

Nine: – “Olurmu oğlum onlar çok fakir bazen balkonda görüyorum bir sigarayı beş kişi içiyorlardı”. :D

—————————-

1 Kız Svgilisiyle Gezerken Kız Sorar?
Kalbimin Daha Hızlı Atması İçin Bana Birşey Sylermisn?
Erkek cvp verir
“Baban Arkanda”

// acaba kız ne bekliyordu ki :) )

————————————————

Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü; bir de çok kötü haberi olduğunu söyler.
Daha sonra
“ilk önce hangisini söylememi istersiniz” diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini söyler.
Doktor hastaya
“Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı.” der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar
“Daha kötü haber ne olabilir ki?”
Doktor:
“dünden beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim.”

———————————————–

birgün iki deli konuşuyorlarmış
1.deli ben su içmeye gidiyorum demiş
2. delide benim yerime su iç demiş aradan 30 dk. geçmiş
1. deli gülerek gelmiş
2. delide merak edip neden gülüyorsun demiş deli demişki;
kendim için temiz su içtim , senin yerine pis su içtim demiş…(

————————————–

“Alican” diye seslenmiş çocuğun annesi
“Buzdolabının üzerindeki kavanozda 2 dilim kek vardı bu sabah baktım sadece 1 tane kalmış Bir izahı olmalı bunun yavrum Değil mi?
“Var tabii anne” demiş küçük çocuk, “Dün gece mutfak çok karanlıktı, herhalde onun için diğerini görememişim :)

19. Gün FIKRALARI


Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
- Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım.
Hakim kocaya sormuş:
- Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?”
Adam “Var tabii” demiş ve anlatmış:
- Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?
Hakim sekreterine dönmüş:
- Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır…:)

————————————

Aynada güzel gözüken ama fotoğraflarda çirkin çıkan insanoğlu düşündü düşündü ve çok zekice bir çözüm olarak aynada kendi fotoğrafını çekti…

————————————

Çinceyi kaç günde öğrenirsin ?

Profesör : Çince’yi öğrenmeye ömür yetmez

Doçent : 10 seneye öğrenirim .

Asistan : 3-5 senemi alır .

Öğrenci : Sınav yarınsa akşama hallederiz :D :D :D

————————————–

1960″lı yıllar, Elazığ Akıl hastanesinden deliler kaçar, Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılır.
423 deli kaçmıştır.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastanenin başhekimidir.
Doktor bey ne yapalım derler.
Mutemet Bey bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında tren-tren oynayarak Elazığı dolaşır.
Bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olur.
Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir.

—————————————

Adam, köşe başındaki dilenciye para verirken gönlünü de almak istedi:

-Ayağın topal ama şükret, ya kör olsaydın?

-Körlüğü de denedim be abi İş yok!

Yüzlük diye ellilikleri yutturuyorlar :)

—————————————–

Kız: Bugün kalp ameliyatı olacağım.

Erkek: Biliyorum.

Kız: Seni seviyorum!

Erkek:Ben de :(

.Ameliyattan sonra kız uyanır,babasına sorar……….

Kız: O nerede?

Babası: Sana kalbini kimin verdiğini bilmiyor musun?

Kız: Nee? (Ağlamaya başlar.)

.

Babası: Şaka lan, tuvalete gitti şimdi gelir. ♥ :D

———————————————–

Tembellik Yasası ..

Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.

Madde 2 : Çalışmak yorar.

Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.

Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.

Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.

Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et :d

Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.

Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.

Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle..

—————————————–

Adamın arabası çalınır.2 gün sonra araba geri gelir ve bir not vardır içinde ;
- “Özür Dilerim arabanızı çaldım ama karım doğum yapacaktı.Yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için 2 bilet aldım.
Hatamı telafi etmek için bende orda olacagım..”
Adam duygulanır,eşiyle tiyatroya giderler, adam yoktur ama memnun eve dönerler…
Ev soyulmuştur ve duvarda bir not vardır…
” Abi Tiyatro Nasıldı ?..” :) :)

—————————————-

+ Baba??
- Efendim oğlum
+ Baba ayyaş ne demek
- Oğlum ayyaş şu ilerde gördüğün 2ağacı 4tane
görmektir
+ İyide orda 1tane ağaç var baba!

———————————

- Abi sen bilgisayar okuyosun ya, hackerlık öğretiyorlar mı?
+ Tabi tabi hatta yan sınıftaki arkeoloji öğrencilerine de tarihi eser kaçakçılığı dersi veriyolar.

—————————————–

Aklı yeni ermeye başlayan yavru fare, annesiyle konuşurmuş;

- şu dünya ne tuhaf annecim!
- neden?
- biz kedilerden korkuyoruz,kediler köpeklerden,köpekler insanlardan,insanların erkekleri, kadınlardan,kadınlar ise; bizden korkuyor.

18. Gün FIKRALARI


Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen ……tabancasını al…mış… ve öteki adama:- ‘Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum’…Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıl…damış:
-
‘Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş
edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına
koşarsa en çok sevdiği odur’…
Böylece ikisi havaya bir el ateş
edip hemen kendilerini yere atmışlar…
Kadın silah sesini duyar duymaz
koşarak içeri girmiş…
Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış…..:
- ‘Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü..! :D

———————————————-

Yaşlı kadın : “Doktor Bey gaz sorunum var, ancak çok şikayetçi de sayılmam.

Gaz çıkardığım zaman ne ses çıkıyor, ne de kötü kokuyor.

Mesela geldiğimden beri en az yirmi kez gaz çıkardım, ama siz farkına bile varmadınız.
……
Doktor :

Bu hapları alın, bir hafta sonra sizi tekrar göreyim der.

Bir hafta sonra yaşlı kadın kontrole gelir.

“Doktor Bey bana ne halt verdiniz bilmiyorum”

“Gaz çıkardığım zaman hala ses çıkmıyor, ama müthiş kötü kokmaya basladı !

Doktor :

Çok iyiiii . “burnunuz düzelmiş, şimdi sıra kulaklara geldi!” :) )

——————————————

Adam gazete okurken bir ilan görmüş: “50 DOLARA SATILIK PORSCHE”.
Adam gözlerine inanamamış “ne bu yaaa şaka mı yapıyolar” demiş,ilandaki adrese gidip öğrenmek istemiş..Evin kapısını çalmış, kapıyı bir kadın açmış, adam gazetedeki ilanı göstererek “arabayı görebilir miyim?” demiş..
Kadın “tabi ki” deyip adamı arabaya göt…ürmüş..Adam bir bakmış resmen
gıcır gıcır muhteşem bir Porsche..”Yaw insan böyle bir arabayı nasıl 50 dolara satar, acaba bir arızası falanmı var?” diye düşünmüş, bir test sürüşü yapmak istemiş..Kadın ona da “tabii” demiş adam test sürüşünü bitirmiş, araba tek kelimeyle mükemmel….. adam sonunda dayanamamış ve kadına sormuş:
-Hanımefendi bu muhteşem arabayı 50 dolara satmak istediğinize emin misiniz..?????
- Elbette eminim…
- Kusura bakmayın ama çok merak ettim neden böyle bir arabayı bu kadar komik bir fiyata satıyorsunuz??
Kadın “anlatayım” demiş…” kocam dün sekreteriyle kaçtı..bana da şu notu bırakmış” diyerek adama bir kağıt uzatmış..adam kağıda bakmış şöyle yazıyor..”Karıcığım biliyorum bana çok kızacaksın ama sonunda gerçek aşkı buldum ve onunla buradan gidiyoruz..hiç “ben nolucam” diye dırdır etmeye kalkma herseyi senin üzerine yaptım evi de eşyaları da istemiyorum,sadece Porsche mi sat ve parasını bana gönder.”

——————————–

Adamın biri bara girmiş.

-Barmen, herkese içki ver kendine de al demiş.
İçkiler içilmiş garson hesap için gelince adam:

…-Para yok demiş. Tabi Barmen bunu bir güzel dövüp dışarı atmış.

Diğer akşam tekrar gelmiş ve yine Barmen herkese içki kendine de al demiş ve sonuçta parası olmadığı için yine dayak yemiş ve gitmiş.

Bu üç akşam böyle devam etmiş.

Dördüncü gün yine gelmiş ve

-Barmen herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince sapıtıyor, sonrada kavga çıkarıyorsun

————————–

İki fakir konuşurken biri öbürüne sorar:
- Arkadaş mesela, senin iki araban olsa birini bana verir misin?..
+ Tabii veririm.
- Ya iki evin olsa, birini bana verir misin?
+ Tabii ki.-
- İki horozun olsa birini bana verir misin?
+ Hayır, veremem.
- Peki niye veremezsin?
+ Var da onun için… :) )

——————————

Titanigin salonlarindan birinde her aksam bir sihirbaz gosteri yapiyormus. Adam gercekten cok ustaymis ama bir sorunu varmis. Salonun bir kosesinde bulunan papagan, tam ne sihirdir nekeramet noktasina gelindiginde sihirbazin hilelerini acikliyormus.
-Karti gomleginin yeninden iceri atti!- diyormus ornegin. Ya da:
-O sapkanin icinde tavsan var.- diye haykiriyormus cirkin sesiyle.
Sihirbaz fena halde kiziyormus bu papagana. Ama papagan kaptanin papagani oldugundan bir sey yapamiyormus.
Derken Titanik buzdagina carpip batmis, sihirbaz gemiden kopan bir kapinin uzerine cikarak kurtulmus. Ertesi sabah bir de ne gorsun: Papagan da ayni kapinin uzerinde sessizce durmuyor mu! Uc gun uc gece o kapinin uzerinde oylece bakismislar. Ne sihirbaz bir sey soylemis ne de papagan. Ama en sonunda papagan olmus konusan:
-Tamam, pes, gemiye ne yaptigini anlayamadim! :)

——————————-

aliye öğretmen ödev vermiş. aliye 5 cümle yazacaksın demiş. ali babasına gitmiş:

-babacığım bana bir cümle söyler misin? demiş.babası da o sırada maç izliy ormuş.birden:

- gooooooooolll diye bağırmış.ali defterine yazmış.sonra annesine gitmiş.annesinin sana yağı kaybolmuş:

- sana sana sana demiş. ali defterine yazmış.abisine gitmiş.abisi tarzan filmi izliyormuş:

-ben tarzan demiş.ali defterine yazmış.ablasına gitmiş.ablası telefonda sevgilisiyle konuşuyomuş:

-bu gün olmaz şekerim yaarıın demiş.ali defterine yazmış.kardeşine gitmiş.kardeşinin oyuncak robotunun pili bitmiş:

-pilibitti pilibitti bozuldu demiş.eretesi gün aliyi öğretmen tahtaya kaldırmış. ali:

-gooooooooooooll diye bağırmış.öğretmen:

-bana mı dedin sen onu???????? demiş.ali:

-sana sana sana demiş.öğretmen:

-sen kendini ne zannediyosun? demiş.ali:

-ben tarzan demiş.öğretmen:

-seni disipline vereyim mi? demiş.ali:

-bu gün olmaz şekerim yaarıın demiş.öğretmen düşüp bayılmış.ali:

-PİLİBİTTİ PİLİBİTTİ BOZULDu!!!!!…. DEMİŞ. :) )

——————————————-

Delikanlı uçakta güzel bir sarışının yanına düşmüş.Hemen sarkmış sarışına; ‘yan yana otururken muhabbet edilirse seyahat çok kısa sürer,hadi konusalım ‘ demiş.
Sarisin okuduğu kitabi yavaşça kapatarak ‘ne üzerine konuşmak istersin’ demiş. Delikanlı ‘valla bilmem ki mesela nükleer enerjiye ne dersin?’
Sarisin; ‘enteresan bir konu, olabilir , ama önce sana bir soru sorayım At inek ve geyik ayni şeyi yerler yani ot. ama çıkartırlarken geyik küçük parçalar halinde, inek lappadanak parçalar halinde, at da pişmaniye topları gibi çıkartır.
Neden olduğunubiliyor musun ?’ delikanlı ; ‘valla en ufak bir fikrim yok’ demiş, bunun üzerinesarisin; ‘ bir boktan anlamazken nükleer enerjiyi nasıl tartışabileceğini zannediyorsun. :D Fıkra
.

——————————

Bankaya yeni bir memur girer. Bir masa verilir, oturur. Ama masada kağıt, kalem, bilgisayar hiçbir şey yok.
Genç çok sinirlenir, kendisine verilen numaralardan depo müdürlüğü olarak bildiğini çevirir. Karşısına çıkan ilk kişiye bağırıp çağırmaya, küfretmeye başlar:
- Ne dalgacı heriflersiniz, bankamı kreş mi kardeşim burası, hemen istediklerimi getirin, gelirsem dağıtırım orayı ona göre.
Telefondaki ses sakin bir tonla cevap verir:
- Siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz acaba?
- Hayır, kiminle konuşuyormuşum bakalım?
- Ben bu bankanın müdürüyüm!
Çocuk yutkunur:
- Peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?
- Hayır.
- Ohhh, çok şükür.. :) ))

——————————-

Temel evinde oturuyormuş. Dursun gelip;
- Temel araban çalınıyor demiş.
Temel arabanın arkasından koşmuş ve bir süre
sora geri dönmüş. Dursun :
- Ne oldi yakalayabildin mi ? demiş.
Temel :
- Yakalayamadum ama plakasını aldım :) )

17. Gün FIKRALARI


Dursun’un torunu Temel’in şoförlük yaptığı taksiyi durdurur ve Temel’e sorar:
- Beni bavullarımla havaalanına kaç lira’ya götürüsünüz?
Temel:
-Seni 10 lira ya götürürüm, bavullarına para istemez.
Çocuk:
…-O zaman bavullarımı götürün, ben arkadan gelirim :D :D

——————————————-

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği
adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla
bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu…Mafya Babası, bir gün
ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de
işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işa…retle sordu:- …
“Para nerde?” Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:- “Ne parası? Benim
paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum.”Tercüman
tercüme etti:- “”Baba 16′lık tabancasını koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:- “Şimdi sor bakalım, para nerede?”Tercüman işaretle sordu:- “Para nerede?”Sağır dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:- “Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var.”Mafya Babası öfkeyle gürledi:- “Ne dedi?” .Tercüman yanıtladı:- “Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmekde yürek istermiş” :D :D:

———————————————

Kadin gece yarisi uyandiginda kocasinin yatakta olmadigini görür.
Kalkip mutfaga gittiginde kocasini yasli gözlerle kahve içerken
bulur.
“Ne oldu, neyin var” diye sorar.
Adam: “40 yil önceki çiktigimiz günleri hatirliyor musun?”
……Kadin çok duygulanir. Deme kki kocasi 40 yil önceki
yillarini hatirlayip, uyuyamamistir. “Evet” der duygulu bir
sesle.
Adam: “Daha liseyi yeni bitirmistik ve sen 18′ine girmek üzere
idin.”
“Evet” der kadin o günleri hatirlayarak.
“Bir gün annen evde yoktu ben size gelmistim. Hatirliyor musun?”
“Evet ” ! der kadin gülümseyerek.
Adam:”Annen eve erken gelmisti ve bizi yakalamisti, hatirliyor
musun?”
Kadin “Evet” der büyük bir sevgi ile. Kocasinin her detayi
hatirlamasindan
memnun ve
mutlu olur.
Adam: “Annen odasina gitmis bir silah ile gelip silahi basima
dayamis
ya kizimla evlenirsin ya da seni 40 yil hapse gönderirim, daha
18′ine bile
basmadi” demisti. Hatirliyor musun?”
“Evet” der kadin gülümseyerek.
Adam gözlerindeki yaslari siler ve büyük bir iç çeker:
“Bugün hapisten çikiyor olacaktim:))

—————————–

Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş
etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş.
Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş:
”Beni gördün mü?”
…Adam şaşkınlıkla ”Evet gördüm.” deyince çekmiş tabancasını adamı
alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.
Adama sormuş:
”Beni gördün mü?”
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:
”Valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü sanıyorum? :) )

————————————

Adamın biri sabah evden ise giderken ilginç bir cenaze kafilesi fark eder. En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10 metre arkasında bir başka tabut. Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200′den fazla adam. Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiç kuşku yok ki cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar:…
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?
Adam yanıtlar:
-Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
-Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
-Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Köpek onu da öldürmüş.
Adam biraz düşündükten sonra sorar:
-Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
-Sıraya geç! :) )

———————————

Kayserilinin biri ölüm döşeğindedir:
Kayserili: Sevgili karım burada mısın?
Eşi: Evet hayatım buradayım.
Kayserili: Sevgili oğlum Mehmet Burada mısın?
Mehmet: Evet babacım buradayım.
…Kayserili: Oğlum Ahmet ya sen burada mısın?
Ahmet: Evet ben de buradayım.
Kayserili: Güzel kızım sen burada mısın?
Kızı: Evet buradayım babacım.
Kayserili: Allah hepinizin belasını versin. Dükkanda kim duruyor o zaman?:D:D:D

——————————

Üç arkadaş tren istasyonuna gitmişler. İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet almış ve trenin kalkmasına ne kadar zaman olduğunu sormuş. – Bir saat on beş dakika… Arkadaşlarına dönmüş: – Daha çok var, hadi gidip şu karşıki kafede çay içelim… Oradan buradan derken lâf lâfı açmış… Birden tren düdüğüyle kendilerine gelmişler. Koşara…k dışarı fırlamışlar ama, nafile… Tren kaçmış..Sormuşlar: – Sonraki tren ne zaman? – Bir buçuk saat sonra… Yine dönmüşer kafeye. Yine çay, yine lâf ve derken yine düdük sesi… Koşmuşlar ama bu defa da treni kaçırmışlar. Bir saat sonra bir tren daha varmış. Dönmüşler kafeye… Ama bu kez uyanık duruyorlar. Trenin sesini duyar duymaz kalkmışlar ve koşmaya başlamışlar. İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri baska vagona zar zor yetişmiş… Üçüncü ise geride kalmış ve yetişememiş… Bir süre dövündükten sonra başlamış katıla katıla gülmeye. Durumu gören istasyon memuru dayanamayıp sormuş: – Hem treni kaçırdın hem gülüyorsun! – Nasıl gülmeyeyim!… Onlar beni uğurlamaya gelmişti :) )

———————————–

Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider. Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir. Hanımına sorar: “Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?” Hanım: “Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi m…ecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu” der. Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve “bunu bilse bilse annem bilir” düşüncesiyle annesine sorar. Anne: “Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!” :

—————————-

Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar.
“Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır? ”
Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir sekilde; “Bilemedim
bakanım” diyor
Bakan cevap olarak: “Eşeğe çüs diyince, şoföre ise dur diyince durur”
…demiş. Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan
olduğu için birşey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför
bakana: “Bir soru sorabilir miyim bakanım?” der. Bakan da:
“Sor bakalım” der. Şoför sorar: “Eşekle bakan arasında ne fark vardır?”
Bakan bir süresonra: “Bulamadım şöför söyle bakalım” diyor.
Bunun üzerine şöför de: “Vallahi bakanım ben de bulamadim…

————————-

Einstein konferanslarına hep özel soförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün soförü Einstein’a;
-” Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş. Einstein gülmseyerek ona bir tekli…fte bulunmuş:
- ” Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar… O halde bugün palto ve sapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim.” Soför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Soför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
-” Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip” demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein’i işaret ederek söyle devam etmiş:
-” Şimdi size arka sırada oturan soförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak.”

16. Gün FIKRALARI


‎2 adam akmerkezde karilarini kaybetmis.2side deli gibi karisini ariyormus,birbirlerine sormuslar.Sen deli gibi ne ariyorsun.öteki cevap verir: -Karimi ariyorum peki sen? -Bende karimi ariyorum.Senin karin nasil biriydi.Adam cevap verir: -Uzun boylu,mavi gozlu,mini etekli,sarisin.Peki senin karin nasildi. -S*kt*r et benimkini seninkini arayalim :)

———————————

Uçak New York’a yaklaşırken iki pilot konuşmaktadırlar. Ne var ki mikrofon açık kalmıştır ve konuşulanlar bütün yolcularca dinlenmektedir.
- New York’a iner inmez, önce ılık bir banyo yapacağım. Sonra buzlu bir duble viski içeceğim, sonra da o sarışın saçlı, uzun bacaklı hostesle…
Bunları duyan sarışın saçlıi uzun bacaklı hostes hemen… pilot kabinine doğru koşmaya başlar. Yaşlı bir yolcu, hostesin yolunu keser:
- Acele etme kızım. Bırak da rahat rahat viskisini içsin. :) :):):)

——————————-

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti. Ne yapsa
makbule geçmiyor, basin her………gün kendisiyle ugrasiyordu. Artik canina tak
etmisti ve “Öyle birsey yapayim ki, gazeteciler mat olsun” diye düsünürken
aklina bir fikir geldi. Bakanin bazi özel yetenekleri vardi ve bu yeteneklerinden
…birini kullanarak basin mensuplarini etkilemeye karar vererek bir basin bildirisi
yayinladi : “Pazar günü saat 10:00 da bakan denizin üzerinde yürüyecek…”
Pazar sabahi saat 10:00 da tüm basin mensuplari bildiride belirtilen yerde
toplandilar… Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye
basladi ve karsi kiyiya kadar da yürüyerek ilerledi… Herkesin gözleri dehsetle
açilmisti. Fakat ertesi günütüm gazetelerde su baslik okundu :
“Bakan yüzme bilmiyor!..” :D :D

———————————

Sevgili Haydar Hocam.
Ben 17 yaşında bir kızım internette kendime yeni bir erkek arkadaş edindim.
Onu çok seviyorum Oda beni seviyormuş.
Bana seni ailemle tanştırıcam dedi.
…Buna çok sevindim.
…Beni evlerine davet etti.
Ailesiyle tanştırmak için.
Evlerine gittiğimde evde kimse yoktu.
Bana birazdan gelirler dedi.
Onları beklerken birer kola içelim dedi. Ben de olur dedim. Odasına geçtik, kolamızı içerken erkek arkadaşım birden uyumaya başladı.
Haydar Hocam sizce erkek arkadaşımın hastalığı ne ???

HAYDAR HOCANIN CEVABI : ” Kızım seni anan Kadir Gecesi doğurmus.. ” :D :D:D

———————————–

Iki dagci varmis. Birisi kekeme imis.
Agri Dagi nin tepesinde kamp kurmaya karar vermisler.
Arabayi asagida birakip esyalari yüklenip daga tirmanmaya baslamislar.
Yari yola gelince kekeme olan :
…- Ça…, ça…, ça…
…- Sen simdi söyleyemezsin, yukari çikalim söyle!
Yukari çiktiklarinda kekeme :
- Ça…, ça…, ça…, çadirlari asagida unuttuk…
- Çabuk inip alalim!..
- Şa…, şa…, şa…
- Zamanimiz yok asagida söylersin!..
Asagi inmisler, kekeme :
- Şa…, şa…, Şaka yaptim :) )

———————————

bir gün temel ve dursun bir otele gitmişler.otel 100 katlıymış.temel ve dursun 100üncü kattaymış.temel ve dursun katları çıkmaya başlamışlar.sonra25.kata gelmişer.temel demişki:
-dursun sana çok önemli bir şey demem lazım.
-sonr dersin.

50.kata gelmişler.temel demişki:
……-dursun sana çok önemli bir şey demem lazım.
- sonra dersin.

75. kata gelmişler.temel demişki:
-dursun sana çok önemli bir şey demem lazım.
-sonra dersin.

100. kata gelmişler.temel demişki:
-sana çok önemli birşey demem lazım demiş.
dursun’da demişki:
-he söyle bakalım.
- anahtarı 1. katta unuttuk. :) :)

—————————————

Temel, Amerikanin durduk yerde Irak a saldirmasindan rahatsiz olmustur. Bir yolunu bulup baskan Bush a telefon eder:

“Alooo! Ben, Temel olarak size savas acayrum haberunuz olsun!”

Bush, gülerek yanitlar:

“Hehehe…kac kisilik bir ordun var ki?”

Temel düsünür:

“Hmmm…kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar…” ve yanit verir: “9 kisidur daa!”

Bush icinden kis kis güler ve ciddi olmaya calisarak:

“Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karsilik Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden olusmaktadir!” der.

“Hmmm…” der Temel:

“Sizu pir süre sonra arayacagum.”

Aradan birkac gün gecer ve Temel, Bush u yeniden arar:

“Baskan, savas ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karsi!”

Bush, ilgiyle sorar:

“Neymis bunlar?” “Hacan, bizim Tursun un tiraktörü, benim cakaralmaz tüfek bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdöveri…”

Bush güler:

“Iyi ama benim tam 150 bin tankim, 30 bin ucagim ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrica bu arada askerlerimizin sayisi da 3 milyon oldu!”

Temel yeni gelisme karsisinda biraz sikilmistir:

“Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum.”

Birkac hafta sonra Temel, Bush u yeniden arar:

“Baskan, savas ilanumuzu ceri alayrum.”

Bush merakla sorar:

“Neden?”

Temel, moralsiz bicimde yanitlar:

-”Cenevre anlasmasinu incelemisuzdur. 3 milyon savas esirini barinduracak yerimiz yoktur!” :D :D:D:D

—————————————————-

Günün birinde İstanbul’da sarışının biri hayattan o kadar bezmiş ki kendini boğazın soğuk sularına bırakarak hayatına son vermeye karar vermiş. Boğaziçi köprüsünden geçerken arabasını durdurmuş, bari yerlere çıkmış ve titreyerek az sonra kendisini bu çekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka ağlarken yanına genç ve yakışıklı bir genç gelmiş.Genç ona acımış ve sarışının ellerini tutup “Bak, yasaman için çok neden var.Yarın sabah gemim Amerika’ya gitmek üzere demir alacak.Eğer istersen, seni de çaktırmadan gemiye alıp saklayabilirim.Sana hem yemek getiririm hem de sana çok iyi bakarım.” demiş. Sarışın bakmış kaybedecek bir şey yok; belki de Amerika’ya gidip yeni bir başlangıç yaparım umuduyla denizcinin teklifini kabul etmiş. O akşam denizci genç onu gemiye almış ve filikalardan birine saklamış.Her gece sarışına üç sandviç ve bir meyve getiriyormuş, sonra da sabaha kadar sevişiyorlarmış. Bir kaç gün sonra, kaptan rutin kontrolleri sırasında sarışına rastlamış.Orada ne aradığını sormuş. Sarışın da “Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlaştım. O bana her gün yemek getiriyor ve Amerika’ya gitmemi sağlıyor. Ben de onun benimle sevişmesine izin veriyorum.” demiş. Kaptan, “Seninle seviştiği kesin küçük hanım da …. “Bu Kadıköy
-Beşiktaş vapuru”. :D :D:D:D:D

—————————————-

Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim…

—————————-

Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar: – “Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?” Adam: – “Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler!” der. Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam, Temel’e sorar: – “Hemşerim, sen niye ağlamaya başladın?” Temel: – “Ben” der, “idrar tahlili yaptırmaya geldim.”

15. Gün FIKRALARI


Temel yatağında yatıyormuş uyurken yere düşmüş kalkıp yerine yatmış ve biraz sonra tekrar düşmüş ve kendi kendine’ iyiki az önce dustugumde kalkmışim yoksa üzerime düşecektim.’ demiş.

———————————–

Temel’in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel’in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel’i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur! :D :D:D:D:D:D

—————————————-

‎98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına
“ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz” der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası
“Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın” der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der “Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?” der.
Zidane da “Benim, hocam”der.
Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve
“Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?” der, Hakan da
“Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi” der. Hagi ye gidip
“Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?” der Hagi de
“benim tabiki” der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve “Hagiymiş hocam” der..
Fatih terimde”Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane” der..
:D :D:D:D

——————————————–

Adam barda gördüğü güzel bir bayanla konuşmanın yollarını arıyordu.Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve,
- “Biraz konuşabilirmiyiz acaba?”
dedi. Kız birden haykırdı:
- “Terbiyesiz!Ben senin bildiğin kızlardan değilim!”
Adam utancından yerin dibine girmişti.Herkes ona bakıyordu, gitti ve masasına oturdu.
Bir süre sonra kız ona yaklaşyı,gülümseyerek,
- “Az önceki olay için özür dilerim.Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandıklarını inceliyordum.”
dedi. Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- “Ne? Gecesi 200 dolar mı?Deli misin sen?” :D :D:D:D

—————————————

Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde -Babama- yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu… okudu: Sevgi……li baba; Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben jale ile buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam… Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olmasıda bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk… Baba jale hamile! Jale’nin dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor. Jale benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokoin ve ekstaziye ulaşacağız. Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Jale sağlığına kavuşsun diye….. O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor. Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim.. Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak,seveceksin Oğlun….. NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet’lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim. :D

———————————————

Bir uçakda ingiliz alman birde türk varmış alman kendi ülkesinin üzerinden geçerken elma atmış ve çocuğun üstüne düşmüş ona sormuşlar niye ağlıyorsun?
-yukardan ayının biri elma attı!…
ingilizin ülkesine gelirler ve oda ayva atar çocuğun kafasına gelir..onada sorarlar ne oldu diye.
-yukardan öküzün biri ayva attı!
türkiyeye gelirler ve türkiye ye bomba atar.bomba apartmana gelir çocuğun biride güler ona sorarlar niye gülüyorsun diye.
çocuk:
-bir ossurdum apparman yıkıldı. :D :D

———————————–

Adamın karısı hamileymiş .Bir gece yarısı sancılanmış.Çağırılan ebe tam
doğuma başlarken elektrikler kesilmiş.Adamcağız mecburen fener tutarak
doğuma yardımcı oluyormuş.

Nihayet bebek sağlıkla doğmuş.Ancak ebe bakmış bir bebek daha geliyor.Onu da doğurtmuş.
………
Bitmemiş ardından bir tane daha..

Adam derhal feneri söndürmüş.
Ebe;
-Ne yaptın,yak şu feneri!..

-Olmaz ebe hanım,baksana ışığı gören geliyo :D

—————————————

Temel, Fadime’nin kedisinden nefret etmektedir. Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp, arabasına koyar.

1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor. Ertesi gün, Fadime’nin evden çıkmasını bek…leyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine bırakır.

Eve döner, kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş,Temel’ e kötü kötü bakıyor…

Ertesi gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler çizer.

Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır. Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar.

Saatler sonra Temel evine, Fadime’ye telefon açar;

- Uy Fadime, kedi yaninda mi? – Evde, niye soriysun da? – O ibne’yi telefona ver hemen. Kayboldum; yolu tarif etsin. :D :D:

——————————————-

Adamın biri cuma günü ölmüş ve gömmüşler. Oğlu hocaya gitmiş ve
“babam cuma günü öldü öbür tarafta nasıl karşılanır?” diye sormuş. Hocada sormuş
“namaz kılarmıydı?”
“hayır! ama cuma günü öldü”.
“Kumarı içkisi varmıydı?”
…”Vardı ama cuma günü öldü”
“Yalan söylermiydi?”
“Evet ama cuma günü öldü”
“Hovardalığı varmıydı?”
“Evet ama cuma günü öldü”
Hoca sonunda sinirlenmiş ve
“Cuma günü ellemezler ama Cumartesi anasını bellerler” :D :D

————————————

Temel, televizyonda film izlerken telefon acı acı çalar. Telefona bakan Fadime, kısa bir görüşmeden sonra telefonu kapatıp Temel’e seslenir:
-Cemal’in karısı ölmüş. Seni cenazeye çağırıyor.
Temel üzgün bir ifadeyle:
-Bu sefer gitmem.
-Olur mu Temel? O senin en iyi arkadaşın.
……Temel biraz düşünmüş ve demiş ki:
-Adam, üçüncü kez karısının cenazesine çağırıyor Fadime. Ben onu bir kez davet edemedim. Ne yüzle cenazeye gideyum :D

14. Gün FIKRALARI


Kaynanası Kaybolan Temel Gazete’ye İlan Verir.
İlan Aynen Şöyledir,

-” Kaynanam Kaybolmuştur, Görenlerin Görmemezlikten Gelmeleri Rica Olunur”

————————————————–

Bir gün Temel eşeğiyle köyüne dönerken, yolda gördüğü elma bahçesindeki elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünden kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi ikisini de görür ve yakalar.. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da Temel’i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar: – Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum! – Sor bakalım. – Neden önce beni değul de eşeği dövdün? – Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan!…

——————————————–

Temel bir gün arkadaşı Dursun’la bir kamyona çok fazla mal yüklemiş. Öyleki kamyonun üstünden yüksekliği 8 metre varmış. Derken karşılarına bir üst geçit çıkmış. Temel’in gözüne üst geçitteki bir tabela görünmüş, tabelada şunlar yazılıymış; “AZAMİ YÜKSEKLIK 6 METRE”. Temel sağına soluna baktıktan sonra Dursun’a dönmüş ve şöyle demiş; “GAZLA ULA POLIS YOK!”.

——————————

İlyas ile Temel karşılıklı oturmuşlar sohbet ediyorlarmış. Konuşma sırasında iş kimin daha zeki olduğuna gelip dayanmış ve iki uşak birbirine bilmece sormaya karar vermiş. İlk bilmeceyi İlyas sormuş: – “Saridur, kafestedur, öter… Pu nedur, pill bakayrum…” Temel hemen, “Kanaryadur” cevabını yapıştırmış. Fakat İlyas hayır anlamında kafasını kaldırır. Temel, birbiri ardına bütün kuşların adını sayıp döker. Fakat her seferinde İlyas hayır deyince pes etmek zorunda kalır. İlyas büyük bir sevinç içinde, – “Haçan insan hamsiyu pilmez mu?” deyince Temel hemen atılır. – “Hamsi saru değuldur ki?” – “Boyamuşumdur..” – “Kafeste midur?” – “Koymişumdur..” Temel şaşırır: “Peku öter mu hamsi?” – “O da aldatmacasıdur işin daa!..”

——————————

Temel bir gün seyir halinde giderken radyoyu açmış.Bir anons duymuş:” dikkat dikkat! Şu anda otobanda ters istikamette giden bir otomobil var!
Temel üzerine gelen araçları görünce bağırmaya başlamış:”hangi biri uşağum hangi biri”

——————————–

Mahkemde hakim, Temel’e sormuş:Kiminle evlisin?
Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:E, heralde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
Duydum tabi , nasıl duymam!..
Kimmiş?
Bizum kari ….
:) :):)

———————————–

çocuğun biri önüne gelene laf sokuyormuş annesi ve babası çocuğu terbiye etmesi için babannesinin yanına taksiyle köye yollamış taksici çocuğa başlamış soru sormaya __ senin baban avukat olsa sen ne olurdun ?cocuk cevap vermiş : __ avukat çocuğu olurdum.taksici yine sormuş : senin baban doktor olursa ne olurdun ?__ doktor çocuğu…taksici çocuğu saf zannedip sormuş__ ANNEN ORSBU BABAN KAVAT OLURSA sen ne olurdun ? demiş.çocuk gülümseyerek SENİN GİBİ TAKSİ ŞOFÖRİ OLURDUM
——————————-

Fakire evine hırsız girdi demişler.
Fakir, kitleyin kapıyı üstüne açlıktan ölsün *bne, demiş…

——————————–

Yaşlı bir öğretmen, Fen Bilgisi dersinde kasları anlatıyordu.Bir ara öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır?
Çocuk sakin sakin cevap verdi :
-İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!

—————————-

Kızın bir nişanlısı varmış ve nişanlısını ailesi ile tanıştıracakmış. Yalnız nişanlısının bir kusuru varmış. O da bol bol gaz çıkarıyormuş. Kız nişanlısına ne olur ailemin yanında gaz çıkartma kendini tut demiş.

Akşam yemeğe gelmişler. Masaya oturmuşlar. Genç adamın oturduğu sandalyenin altında evin köpeği Hector da bulunuyormuş. Genç adamın bir müddet sonra gazı gelmiş tutmuş tutmuş ama sonunda dayanamayıp çıkarmış. Kızın babası yüksek sesle bağırmış “Hector”.

Genç adam, oh be köpekten bildiler diyerek hep gazını bırakmış.

Her seferinde kızın babası biraz daha gür olarak “Hector” diyerek bağırmış.

Adam en sonunda öyle bir gaz çıkarmış ki baba dayanamamış :

- Hector oğlum kaç, adam ağzına sıçaçak :D