tıp fakültesi birinci sınıfta, profesör öğrencileri kadavranın başında toplamış ve “arkadaşlar birinci kural; kadavradan iğrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak” der ve hemen kadavranın arkasını çevirir, parmağını kadavranın kıçına sokar ve sonra da ağzına götürüp yalar, tüm öğrenciler de iğrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de aynı hareketi tekrarlar. bütün sınıf aynı işlemi yaptıktan sonra profesör yeniden kadavranın başına geçer ve “arkadaşlar” der; “ikinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksınız, asla en küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksınız… mesela az önce ben işaret parmağımı kadavranın kıçına sokup, orta parmağımı ağzıma götürdüm ama hepiniz bunu atladınız…
———————————
temel vatikanda gezerken upuzun bir kuyruk görür.
“nedir bu kuyruk..?” diye sorduğunda kuyruğun diğer ucunun kiliseye uzandığını ve vatikan kilisesi tarafından cennetin parça parça satıldığını, 1000 dolar verenin de cennetten bir parça satın alabildiğini öğrenir.
kuyruğu takip edip kiliseye ulaşır, kapıdaki görevlilere
“ben cehennemi satın almak istiyorum..” der.
“olmaz burada cehennem satışımız yok, cennetten bir parça almak
istiyorsan da sıraya gir..” derler.
temel cehennemi almakta kararlıdır ve ısrarını da sürdürür.
kapıda temel’i ikna edemeyen görevliler, içerde papa’ya durumu anlatırlar. papa gülerek:
“gidin sorun bakalım cehennemin tümüne ne kadar veriyormuş bu akılsız
adam..” der.
kapıya inip temele sorarlar.
“10.000 dolar veririm..” der.
papa temeli içeri çağırtır, hazırlattığı evrağı da temel’e imzalatıp 10.000 dolarını da aldıktan sonra arkasından gülerek uğurlar.
dışarı çıkan temel, kapıda günlerdir cennetten bir parça satın almak
için bekleyen binlerce kişiye elindeki belgeyi gösterip:
“eyyyy uşaklar; cehennemin tümünü ben satın aldım, artık cennet için
uğraşmanıza gerek kalmadı, dağılabilirsiniz…..”
sonra ne oldu dersiniz…
cennet satışları sıfırlayan papa ve ekibi 10.000 dolara sattığı
cehennemi temelden geri alabilmek için hala pazarlık etmekte,
son durum:
temel 10 milyon dolarda ısrarcı..
———————————–
hoca cemaate sorar;
- hanımından korkanlar ayağa kalksın!
herkes kalkar adamın biri oturur,
hoca sorar;
- sen hanımından korkmuyor musun diye?
adamcağız derki ;
hanımın ismini duyunca dizlerimin bağı çözüldü,
kalkamıyorum.
————————————
bi adam yalan dedektörü almış.
akşam yemeğinde denemek istemiş.
oğluna bugün nerdeydin demiş.
oğlu da “okuldaydım” diyince dedektör ötmüş.
sonra oğlu itiraf etmiş, erotik bi filme gitmiş sinemada.
babası da kızmış, oğluna ;
“ben senin yaşındayken erotik nedir bilmezdim bile” demiş.
dedektör yine ötmüş.
bunu duyan anne gülmüş ve ;
“al işte senin oğlun” demiş.
dedektör yine ötmüş…
———————–
çocuk okula kayıt olmaya gider.
müdür, “adın nedir oğlum ?” diye sorar.
çocuk yanıtlar:
“mememehmet yayayakut”
müdür şaşırır: “oğlum sen kekeme misin ?”
oğlan serinkanlılıkla yanıtlar:
“hayır hocam, babam kekemeymiş, nüfus memuru da piç !”
—————————————-
temelin arkadaşının burnuna 2 sinek konmuş
çekmiş silahı ateş etmiş 2 sinekle beraber arkadaşı ölmüş
2 sizden bir bizden demiş
————————————–
küçük temel annesine sormuş:
- anne ben nasıl meydana geldim
- baban 1 tane kesme şekeri getirdi oğlum, onu yastığın altına koyduk, sen oldun.
- tamam, demiş
hemen gidip 1 tane kesme şeker alıp yastığın altına koymuş, sabah bir de bakmış ki bir sürü karınca var etrafında.
- ulan, demiş… hepinizi ezerdim şimdi ama, baba yüreği işte !
—————————————————
fırlama çocuğun biri bir adama yaklaşır :
- bayım , saatiniz kaç acaba
adam durur , paltosunun ve ceketinin düğmelerini açar, yelek cebinden saatini çıkarır, bakar ve :
-”üçe çeyrek var , genç adam ..” der.
“teşekkürler ” der çocuk “lütfen saat tam üçte gelip kıçımı yalar mısınız ? ”
adamın tepesi atar , caddelerde nefes nefese çocuğu kovalamaya başlar. ancak birkaç dakika sonra eski bir arkadaşına rastlar ve durmak zorunda kalır.
“hayırdır ?! ” der arkadaşı..
“sorma !..” der adam nefes nefese , ”
ibnenin biri geldi saati sordu. üçe çeyrek var dedim.
o da “saat tam üçte gelip kıçımı yalar mısın ” dedi, onu kovalıyorum”
arkadaşı cevap verir:
-”anladım da birader ” der arkadaşı , ” bu acele niye ? daha on dakikan var!”
—————————-
bir gün tavşan ormanda koşu yapıyormuş. yolda
esrar içen zürafaya rastlamış.
-zürafa kardeş bırak böyle şeyleri gel
koşup sağlıklı yaşayalım demiş,ve koşmaya başlamışlar. ileride
kokain çeken file rastlamışlar.
-fil kardeş bırak böyle zararlı
şeyleri gel koşalım sağlıklı kalalım demişler,…başlamışlar 3ü
koşmaya. az ileride eroin vuran aslana rastlamışlar,tavşan:
-aslan kardeş bırak böyle zararlı şeyleri gel koşalım demiş.aslan
gerinmiş tavşana bir yumruk patlatmış..zürafa sormuş:
-aslan kardeş niye vurdun tavşana?aslan cevap vermiş:
-bu manyak ne zaman extasy içse bütün ormanı peşine takıp koşturuyor
——————————————
bir gün temel dursun’a misafirliğe gitmiş. gece olmuş yatma zamanı dursun temeli uyarmış:
-haçan tuvalete gideceksen şimdi gidesun. tuvalete gideriken bizim odadan oradan geçiliy, fadime ile beni rahatsız edersun.
temel’in tuvalete ihtiyacı yokmuş gitmemiş. ama gece temelin bağırsakları bozuluvermiş. dursunun dedikleri de aklına gelmiş ama sonra bakmış balkondan bir adet saksı var. gitmiş onu almış. içini boşaltmış, içine bir güzel sıçmış, sonra içindekileri yerine yerleştirmiş. sabah olmuş temel dursunlarla vedalaşmış.
3 ay sonra dursundan temele mektup gelmiş:
-ula nereye ettun çabuk de. 3 ev değiştirdik halen koku gitmeyi da…
———————————————-
temel bir gün kahvenin önüne kırmızı spor bir arabayla gelir kahveye girince dursun sorar
-ula temel bu arabayı nerden aldın?
-oturun etrafıma da anlatayım
herkes birikir etrafa
-bi gün otoban da otostop çekiyodum güzel bi sarışın durdu bu arabayla üstünde bi mini etek bir de mayo gibin bir üstü vardı beni tenha ormanlık bir yere götürdü ve önce bikiniyi sonra mini eteği çıkardı ve bana benden ne istersen alabilirsin dedi ben de arabayı aldım
dursun lafa atlar
-zaten mini etek de sana yakışmazdı .