bir şirketin üst düzey yöneticisi, new york üzerinde balonla dolaşırken pusulasını düşürüyor ve kayboluyor. inmek için uygun bir yer ararken, gökdelenin tepesinde bir adam görüyor. ona, “ben neredeyim acaba?” diye soruyor.
- yerden 500 feet yükseklikte, bir balonun içindesin.
yönetici sinirleniyor…
-sen mühendissin değil mi?
- evet nereden bildin?
- çünkü başım belâda ve sana bir soru soruyorum. verdiğin cevap yüzde yüz doğru ama hiç işime yaramıyor.
- sen de yöneticisin değil mi?
- evet sen nereden bildin?
- çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun. pusulan yok, berbat durumdasın. fakat bu, şimdi benim suçum oldu.
————————————-
kadın eve geldiğinde kocasını mutfakta sinek öldürürken görür ve sorar:
—ne yapıyorsun?
— sinek yakalıyorum…
— öldürebildin mi bari?
— evet, 3 erkek ve 2 tane dişi yakaladım!
şaşkınlık içerisinde sordu kadın:
—dişi sinekle erkek sineği nasıl ayırt edebildin?
— 3 tanesi bira şişesinin üstünde, 2 tanesi de telefonun üstündeydi.
——————————–
gözleri kör, yalnız ve yoksul bir kayserili kırlarda başıboş
dolanırken bastonuna değen sihirli lambayı alıp içinden cini çıkarmayı
başarmış.
bu isten hayli bıktığı belli olan cin, kayseriliye söyle bir baktıktan
sonra;
- “senin hayli isteğin vardır; şimdi sen gözlerin açılsın
istersin, zenginlik dilersin, evlenmegi arzularsın, ama uğraşamam..
sadece bir dileğini yerine getireceğim. ıyi düşün ve ne isteyeceksen
iste..” demiş.
kayserili biraz düşündükten sonra dileğini söylemiş;
- “çocuğumun saatlerce altınlarımı saymasını görmek istiyorum”
—————————–
çocuğun biri babasına sormuş:
baba biz nasıl olduk?
baba cevap vermiş maymunlar türeye türeye biz olduk…
tabi çocuk babasının lafına inanmamış.
annesine biz nasıl olduk demiş?
annesi; allah adem babayla, havva annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz demiş.
çocuk: ama babam maymunlar türeye türeye biz olduk dedi.
anne cevap verir: o babanın sülalesi bizi ilgilendirmez.
————————-
karıma dedim ki, “doğum gününde nereye gitmemizi istersin?” yüzünde keyiften eridiğini görmek beni ihya etti!. “uzun zamandır gitmediğimiz bir yer olsun!” dedi. o zaman önerdim,
“mutfağa ne dersin?” işte kavga böyle başladı…
——————————————–
v – hoca efendi ne yapıyorsun?
h – göle maya çalıyorum
v – ya göl oruçluysa
h – göl hiç oruç tutar mı?
v – ya tutarsa?
h – vay göt vay.
——————————
hakem olan kocasından çok çeken kadın, kocasının yönettiği maçı izlemek için oğlunu da yanına alarak stada gider. oğlu, annesini uyarır : anne gelmeseydik daha iyi olurdu, bütün seyirciler yine babama küfredecek. kadın keyifli bir ifadeyle cevap verir : biliyorum oğlum, o yüzden geldim zaten, benim de söyleyeceklerim var.
———————————
beştaşi yolda bir dilenciye rastlamış.
çolak, topal, şaşı, kambur dilenci yalvarıyormuş.
- allah rızası için bir sadaka.
baba erenler ceplerini yoklamış, metelik yok
bunun üzerine elindeki rakı şişesini uzatmış:
- çek bir fırt!.
dilenci:
- olmaz, demiş, günahtır, sonra çarpılırım.
bektaşi.
ulan, çarpılırsan düzelirsin!
————————————–
baba oğullarından su ister.
büyük oğlu yorgunum der,
ortancası dersim var der,
en küçük oğlu : kalk baba kalk bu şerefsizlerden hayır yok kendin iç banada bir bardak getir der.
——————————————-
bir gün bir karı koca, 18 yaşındaki oğullarını bir testten geçirmeye karar verirler. bir masanın üstüne, bir miktar para, bir dini kitap ve bir şişe şarap koyarlar. çocuk din kitabını seçerse din adamı, parayı seçerse işadamı, şarabı seçerse de tembel biri olacaktır bu testin sonunda. gizli bir yere saklanıp, olacakları merakla beklemeye başlarlar. bir süre sonra oğul gelir. parayı alıp cebine koyar. din kitabını görüp biraz sayfalarını karıştırır ve onu da alır. sonra şarabı görüp hepsini içer. babası eşine dönüp derki, “hanım bizim çocuğun durumu sandığımızdan da beter çıktı, galiba politikacı olacak!”