Eğitim Siteniz - Part 2

13. Gün FIKRALARI


Temel hergün kayıkla balık tutmaya gidiyormuş. Her seferinde sağ ayağı dizine kadar ıslak geliyormuş.
Arkadaşları sormuş:
-Neden hep ayağın ıslak geliyorsun demişler.
-”Ula sigara içeyrum sonrada denize atıp ayağımla söndüreyrum.” demiş.

—————————————-

Üniversite yemekhanesine giren bir ögrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip ü…niversite profesörü…nün oturdugu masaya oturmus.
Profesör kaşlarını çatarak: ” Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!”
Öğrenci: “O zaman ben uçuyorum…”
Profesör cevaba çok sinirlenmis, sınavda öğrenciye takmış ve sınavını başarısız geçmesi icin elinden geleni yapmış.
Yanlız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.
Profesör öğrenciye: Sana son bir soru soracağım – demis.
Yolda yürürken iki torba buldun, birinde akıl var, digerinde ise para var. Hangi çuvali alırsın?
Öğrenci: “Para olan cuvalı seçerdim…”
Profesör: “Ben akıl olan çuvalı seçerdim…”
Öğrenci:”Normal! Kimde ne eksikse onu seçer…
Profesör çok sinirlenmis, öğrencinin not defterini alıp icine “Öküz”
yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış.
Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış : “Sayın profesör, imzanızı
atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.”- demiş. xD

——————————————-

Genç nişanlılar konuşurlarken, kız aklındakini söyler: -”Ben en fazla dört çocuk istiyorum.” -”Neden dört bir tanem?” -”Geçen bir dergide okudum, her 5 bebekten biri çinliymiş, çinli çocuğumuz olsun istemiyorum…”

———————————-

Öğretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş. Dersin bitiminde çocuklara sormuş: – “Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?” Önce David cevap vermiş: – “Platin, öğretmenim. Onunla kendime bir Porsche alırdım.” Ardından Mike cevaplamış: – “Altın, öğretmenim. Altınlarımla kendime son model bir Cadillac alırdım.” En son Küçük Joe yanıtlamış: – “Silikon, öğretmenim. Ablamda iki tane var, kapının önündeki arabaları hayal bile edemezsiniz!”

—————————————–

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlanır: – “Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?” – “Hayır düşmedim. Arkadaşım Orhan’la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!” Annesi oğlunu yatıştırmaya çalışır: – “Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?” – “Olur anneciğim, barışırız.” Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu: – “Yine ne oldu?” – “Arkadaşım yaptı; daha çok pasta, çörek istiyor!”

————————————

Bi deli kahveye gitmiş. Çay istemiş. Çay gelir gelmez bu şekersiz demiş. Bana şeker getir demiş.
Adam şekeri getirmiş. Sonra bu olay 2. kez olunca garson bağırmış:
- ben tam 16 şeker koydum nasıl şekersiz olur.
Delide demişki:
- Napayım. Karıştırınca hepsi yokoluyoo. :)

————————————-

Karın mı, Devletin mi?

Birgün büyük bir oluşum her milletten ajan seçmek üzere daha önceden belirlenm…iş kişileri görüşmeye çağırmış.. Önce Amerikan’ı odaya almışlar ve sormuşlar, “Karın mı, devletin mi??”
“Devletim” demiş Amerikan hiç düşü…nmeden..
“İyi” demişler.. “O zaman al şu silahı ve yan odadaki karını öldür”
Amerikan silahı almış.. Sonra birden durmuş ve “Yapamayacağım” demiş..
Fransız’ı almışlar odaya, “Karın mı, devletin mi??”
“Devletim” demiş..
“İyi” demişler.. “Al şu silahı.. Karın yan odada.. Git ve onu öldür..”
Fransız silahı almış, kapıya gitmiş.. Sonra birden durmuş “Yapamayacağım” demiş..
Temel’i çağırmışlar.. “Karın mı, devletin mi?”
Temel hemen yanıtlamış, “Devletim”
“Al şu silahı, yan odadaki karını vur”
Temel silahı almış, yan odaya geçmiş.. Odadan önce bir silah sesi ardından da kırılan camın sesi gelmiş..
Temel odadan çıkınca sormuşlar “Ne oldu?”
Temel yanıtlamış, “Verdiğiniz silah kuru sıkı çıktı.. Ben de karıyı camdan
attım..”…

———————-

kekeme ile arkadaşı yolda yürüyorlarmış
-kekeme:”gö gö gördünmü? “demiş.
-arkadaşı: “neyi neyi?”demiş.
-kekeme:”gü gü güüüüzeeeeel kızı”demiş.
-arkadaşı:”nerde? nerde?”demiş
…-kekeme:”o o ooo sen sen ba ba baka na ka ka kadar geeeeel di geeeeçdi”demiş
neyse adam umursamamış yürümeye devam etmişler.
kekeme yine “gö gö gördünmü?” demiş.
-arkadaşı:”neyi? neyi?”demiş.
-kekeme:”gü gü güzel a aa aarabayı”demiş.
-arkadaşı:”nerde be? nerde?”demiş.
-kekeme:”o o ooo sen sen ba ba baka na ka ka kadar geeeeel di geeeeçdi”demiş.
kekemenin arkadaşı kızmaya başlamış.kekeme anlatana kadar adam herşeyi kaçırıyormuş. neyse 1-2-3 böyle devam etmiş.
adam “bu sefer alt da kalmamalıyım, kesinlikle önce davranmalıyım” diye düşünürken;
-kekeme:”gö gö gördünmü?”demiş.
arkadaşıda görmediği halde “gördüm lan, gördüm” demiş.
-kekeme:”o oo ooo za za zamaaan nii niii niiiiyeee booookkkkaaa baaa baaasdııın? “demiş. :D :D:D

————————————-

Zamanın birinde iki sevgili varmış, birbirlerini çok severlermiş. çocuk askere gitmiş. Hikaye bu ya çocuk askerdeyken kız başka birine aşıkolmuş. Bunu mektupla çocuğa yazmış:

-Sen askerdeyken ben başka birine aşık oldum.nolur kusura bakma. Sende olan resmimi de birzahmet bana gönder, demiş.
Asker okumuş mektubu intikam alacak ya asker…lerden ne kadar kız resmi varsa toplamış ve mektuba koymus. Mektubun içine ise şuyazıların yazdığı bir kağıt koymuş ve göndermiş:

-Kusura bakma seçemedim. Sen hangisiydin. kendininkini al diğerlerini bana geri yolla. :) )

———————————————

Ördek bara girer ve barmen’e:
- ekmek var mı?
- yok..
- ekmek var mı?
- yok..
……- ekmek var mı?
- yok..
- ekmek var mı?
- yok dedik ya..
- ekmek var mı?
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim.
- çivi var mı?
- yok..
- ekmek var mı?

12. Gün FIKRALARI


Üzgün ve pısırık görünüşlü bir Adam barda tünemiş oturuyormuş. Önünde bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık..

O sırada barın kapısı açılmış. Külhanbeyi tavırlı Temel, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş.

Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş.

Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra,

- Ne o, neden böyle surat asıyorsun, Karadeniz’de gemilerin mi battı?

diye sormuş.

- Sorma, ben çok talihsiz bir adamım.. demiş pısırık.

- Neden? diye sormuş Temel tekrar.

Şöyle cevaplamış pısırık;

- Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu.

O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp

duruyordu, beni işten attı. işten çıktım, yolda yürürken araba çarptı.

Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka bir erkekle yatakta yakaladım. Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim. Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı.

iple asmaya kalktım, ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehiri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum. Tam olarak karışmasını bekliyordom, onu da geldin sen içtin. Off.. Offf

—————————

Kumkapı’da bir balıkçı bağırıyor:

Canlı balık, canlı balık…

Yaşlı teyze yaklaşıp soruyor:

Evladım balıklar taze mi?

Canlı balık, canlı balık…

Evladım balıklar taze mi?

Teyze, canlı diyoruz ya işte!..

A evladım, ben de canlıyım ama taze miyim? :) :):)

——————————

Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :
-Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.

——————————–

birgün temel,ingilizve fransız bır otel odasında kalmıslar fakat bu otele daha önce gelmıs olan fransız temele karıncalı odayı vermiş.ertesi gün fransız dalga gecmek ıcın
-nasıl karıncalarla iyi uyudun mu
demiş bunun ustune temel
-evet odaya geldıgım de karınca vardı ama ben nasıl kurtulacağımı buldum içlerinden birini öldürdüm hepsi onun cenazesine gittiler demiş

—————————-

Ücüncü Bogaz Köprüsü’nü Japon, Amerikan ve Türkler’den olusan bir konsorsiyum almis. Tam açilisin yapilacagi sirada kurdela kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yikilmis. Japon; ‘gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarim’ diyerek harakiri yapmis.
Amerikali; ‘gitti çeliklerim, tonlarca çelik yikildi’ diyerek tabancasini çekip intihar et……mis.
Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir ‘Oh!’ çekerek yanindakilere dönmüs: ‘
‘Iyi ki çimento koymamisim, yoksa bunlar gibi mahvolurdum’…’

————————————

Öğretmen derste çocuklara sormuş:
çocuklar kim cennete gitmek ister Temel hariç bütün öğrenciler parmak kaldırır öğretmen Temele sorar:
temel sen niye parmak kaldırmıyorsun
Temel şu cevabı verir:
-annem dediki okuldan sonra hemen eve gel

———————————-

Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler listeye bakmış ve Temel’e: – “Ya, senin adın listede yok sen bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara gore insan olarak gönderilemezsin. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya gönderileceksin. Ne olmak istersin?” Temel biraz düşündükten sonra: – “Yunus balığı olayım”, demiş. Ve anında yunus balığı olarak dünyaya ışınlanmış. Aradan 3 dakika geçmeden Temel tekrar öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş: – “Ne oldu ya? Biz seni şimdi gönderdik niye geldin?” Temel masum bir şekilde cevaplamış: – “Yüzme bilmiyordum, boğuldum!”

—————————–

iki velet karar vermişler ki, bütün büyüklerin hayatlarında sakladıkları en azından bir büyük sır var.
Birisi bu varsayımı denemeye kalkmış.
- Anne ben her şeyi biliyorum” demiş, annesine.
- Tamam anladım, al şu 10 lirayı, babana hiç bi şey söyleme” demiş, kadın…
Ufaklık çok memnun, babasına gitmiş bu defa.
…- Baba, ben herşeyi biliyorum!” Babası da,
- Sus tamam, al şu 50 lirayı annene hiç bir şey söyleme” demiş. Ertesi gün sabah kapı çalmış postacı gelmiş ufaklık kapıyı açmış.
- Postacı amca, ben artık her şeyi biliyorum.” Postacı dizlerinin üzerine çöküp, kollarını iki yana açmış.
- Madem öyle gel bakalım, baban sana bi sarılsın!”.

—————————–

Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyulmaktaymis. Merak edip sormus. Hemserum haçan habu top atislari neyin nesidur? diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saat geçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine sormus bir baskasina Bu top atislari neyin nesidur hemşerum? diye. Ayni cevabi alinca söylenmis: Ula, yarim saattir bir kariyi vuramadular

—————————–

temel londrada bir kokteyle katılır ne bulursa yer içer sonunda rahatsızlanır karnı ağrımaya başlar sonunda kendini dışarı atar otel uzaktadır bir taksi çevirir ve beni otele götür der adam yolu tarif edermisiniz der temel temel arabadan iner ve şoföre beni takip et der

———————————

temel bir gun vesikalık çekilcekmiş.karşısına cafer çıkmış ne bu telaş demiş, temel de 6 tane acele vesikalık çekilmem lazım demiş. cafer bundan kolay ne var demiş.vesikalık belden yukarı çekilir demiş. sen bi çukur aç ben geliom demiş cafer.cafer geldiğinde ne gorsun temel 6 tane çukur kazmış.olum nie 6 çukur kazdın demiş.temel de 6 tane çekilcem ondan demiş.olum bunun için 6 çukur kazmana gerek yoktu ben zaten 6 tane fotoğraf makinası getirdim demiş.

——————————–

Biletine büyük ikramiye çıkan temel’i 3 ay sonra bakkal , kasap ve borçlu olduğu diğer esnaf yolda çevirmiş.
-Ula Temel büyük ikramiye çıktı hala niye borcunu ödemeysun.
-Zencun oldu değişti demesunlar diye.

————————————

11. Gün FIKRALARI


Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -”Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?” -”Boşuna oynamayalım, biz kazanırız”, demiş şeytan. -”Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde…” Şeytan şeytanca gülümsemiş: -”Ama bütün hakemler de bizde…”

————————————

Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. “Ne yazık ki tatil sona erdi…” Yönetici şaşırır ve üzülür. “Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?” İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: “Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış…”

——————————-

Kadın kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş;

- Keşke bir gazete olsaymışım. Böylece bütün gün sıkı sıkı

…tuttuğun ve ilgilendiğin tek şey ben olurdum.

Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş;

- Evet keşke sen bir gazete olsaydın; böylece yarın senin yerine

yeni bir tane alırdım.. :) )

————————————–

Bizim Temel’e sormuşlar;
— Yılın onbir ayını denizde, Fadime’den ayrı geçiriyorsun.Sadece bir ay evdesin… Nasıl dayanıyorsun buna, zor olmuyor mu?..
— Yoo… Pek zor olmuyor… Dişini sıkınca bir ay hemen geçiveriyor…

——————————-

Genç çift, yeni mahallede, yeni evlerine taşınmış.. Sabah kahvaltı yaparlarken, karşı komşu da çamaşır asıyormuş. Kadın heyecanla kocasına:
- Bak hayatım, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.
Kocası eşine bir süre bakmış sonra da hiçbir şey söylemeden kahvaltısını sürdürmüş.
Kom…şusunun çamaşır astığını her gördüğünde kadın aynı yorumu yapmaktan da geri durmamış. Bu durum bir ay kadar sürmüş.
Bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış, hayretle kocasına dönerek:
- Bak! Sonunda çamaşır yıkamayı öğrendi, çok merak ediyorum!! Kim öğretti acaba?
Kocası gülmüş:
- Tatlım ben bu sabah biraz erken kalktım ve penceremizi sildim!!

————————

Amerika’da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenir. Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarpar. Bu olaydan sonra tabuttan bir inilti duyulur. Tabut açılır ve öldüğü sanılan kadının yaşadığı anlaşılır.

Bir süre hastanede tedavi edilen kadın iyileşir ve bir 10 yıl daha yaşar.10 yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine ayni kilisede yapılır. Tören sonrası görevliler tabutu taşırken kilisedeki aynı sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadının kocası bağırır:
— Lütfen sütunlara dikkat edelim

—————————–

Babaaaa!! Matematikten 0 aldım üstelik birde tokat yedim.
-A benim şapşal oğlum! Ne oldu yine.
-Öğretmen yedi kere sekizi sordu bende 56 dedim.
-İyi ya doğru söylemişşin!!
-Sonrada sekiz kere yediyi sordu.
-Hass..tir ne fark eder ki?
-Bende öyle söyledim zaten!!!

———————————-

‎-Of ula of, Fadimeden hiç elektrik alamayrum.
-Evlendiğinden beri alamaysun yoksa yaşlanduğundan beri mi elektrik alamaysun ?
- Evlenduğumdan beri alamayrum Dursun.
-Oyy ula Temel nasi dayandun bunca yıl.
-Kaçak elektrik kullanirumm daaaa!

:)

——————————-

ŞARAPCI hocaya sormuş;
-şarap günah mı?
HOCA;
-günahtır
ŞARAPCI;
……………-Peki üzümün pekmezini yiyisen, suyunu içisen kendisini yiyisen peki şarabını niye içmisen?
HOCA karşılık verir,
-peki sen inegin etini yiyisen, sütünü içisen, yoğurdunu yiyisen peki bokuni niye yemisen :)

———————–

Temel üstü yırtık pırtık bir şekilde kahveye girmiş.
Kahvedekiler sormuş;
-Ne oldu? Demişler
-Kaynanamı gömdükte demiş Temel.
-Eee neden üstün yırtık pırtık içinde?
-Biraz direndi de… :) :):)

10. Gün FIKRALARI


Temel askerdykn izndn dönen dursna sorms:
uLa dursun syLe bakaym memLkette neLer oLi?
Pek birsy yoktir
nasiL yoktr?Hiçbisy olmayimi?
YLnzca sizin kedi öLdi
yapma yaw!
Hee öldi..Köpektn azcik sonra öLdi.
Köpektemi öLdi.
He ya..Sizin atin kemikLri boqzna takiLdi öLdi.
Attami öLdi?
Babann cenazesini tasirkn uçurumdn düstü öLdi!
Babamdami öLdi?
Anann acisina dayanamadi öLdi!
Anamda öLdi hee!
Wah desene bizim ocak söndi?
WaLa biLmym qeLirkn o da yaniYdii :) ))

——————-

Yıllardır yahudilere katliam yapan soylu birini asacaklarmış.İdam günü soylu adamın asılmasına 5 dk kala yahudiler adama sormuşlar:
-Son isteğin ne ?
+Yahudi olmak istiyorum!
-Kaç yıldır bize işkence yapıyorsun şimdi bizden mi olmak istiyosun ?
Adam gülümsemiş ve idam sehpasına yürüyerek hayatının son cümlesini söylemiş
+Olsun en azından Dünyadan bir yahudi pisliği daha eksilmiş olur. :D

———————————-

‎30 zenci yolda gidiyorken bir lamba bulmuslar içinden cin çıkmış

1.zen ci beyaz olmak istemiş cin yapmış 2 3 4 5… derken bir zenci hep gülüyormus.
Sıra gelmis 30.(çok gülen ) zenciye cin sormuş sen istiyorsun?diye
O da : ” İBNELİK değil mi hepsini ZENCİ yap” demis :-P

—————————————-

Temel, Cemal´e sorar:
-Bu cün ögleye cok güzel bir sey yedum, pil pakalum nedur?
-Ola ne pileyum?
-Pi golayluk edeyrüm sagaa… Yedugum sey “P” ile baslayiii…
-pilav…
…-Yok…
-Pirasa…
-Yok…
-Pasturma…
-Yok…
-E.. Pilemedum, sen söyle…
-Pamya!..

———————————–

Temel e bir akşam kız istemeye gitmişler. Kızın babasi sormuş : oğlunuz da içki kumar sigara varmı ? Temel in babasi cevap vermis

Hepsi var bi karisi eksik onU da alıp gideceğiz :-P

————————————-

Temel Amerika’ya calismaya gitmistir. Ilk yabancilik gunlerinden sonra gece disari gezmeye cikar, bir muddet sonra bir bara girer, barda icki icer iki lak lak yapar, tuvaleti gelir ve tuvalete gider. Tam isini gorecegi pisuvara yaklasir ki, o da ne ?! Pisuvar altindan yapilmistir.. Temel dumur bir sekilde icinden gecirir :

“vay be göreymisun adamlarun tuvaletleri bile altindan” diyerek altin tuvalete işemenin zevkine vararak isini gorur ve cikar..

Neyse ertesi gece ayni bara tekrar gider, tekrar tuvaleti gelir ve tuvalete gider fakat altin pisuvar yoktur.. bi anlam veremez ama isini gorur bara gelir oturur ve barmene donerek :

“ula uşağum dun gece tuvalette altin pisuvar vardu daa bu gece neden yok ?” diye sorar..

barmen once Temel’i bi suzer soyle, ardindan barin diger tarafinda oturan iri cusseli adama donerek:

“Hey Joe ! dun gece senin saksafaona işeyen adami buldum :D

—————————————–

— Gel oğlum kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.
— Buyurun, sorun tabii öğretmenim,
— Canlılar kaça ayrılır?
— Dörde ayrılır öğretmenim…
— Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım…
…— Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar…
— Çocuklarda insan değil mi oğlum?
—Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim…
— Peki, simdi yeniden say bakalım.
— Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar…
— Oğlum peki, insanlara ne oldu?
— Düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, düşünemeyenleri de zamanla hayvanlaştılar öğretmenim.

—————————-

Adam avukatına giderek, dert yanmış;
— Avukat bey, arkadaşıma 100 milyon borç vermiştim.Borcunu inkar ederek, ödemiyor.
— Elinizde herhangi bir delil, şahit var mı?
— Maalesef yok.
— O zaman size borcu olan 500 milyonu ödemesini istediğiniz bir mektup yazıp, gönderin.
…— Ama bana sadece 100 milyon borcu var.
— İyi ya. O da size ”sana sadece 100 milyon borcum vardı.500 milyon nereden çıktı ?” diye yazacaktır. Aradığımız delil bu…

———————————

Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime’yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlarhepsinden davacıyım kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak

- Senin adın Temel mi ?

- Evet Temel

- İyi de binlerce Temel var o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar Hakim karşısında duran Temel’i iyice süzdükten sonra ;

- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel’sin o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor seninle hiç ilgisi yok bu dava düşer

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok demek tevatürmüş, ben değilmişim

- Evet sen olamazsın, başka Temel’dir onlar sana sıra gelene kadar

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim boş dönmeyeyim hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel’den sana bir fıkra anlatayım

- Anlat bakalım

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş

- Dur,dur be,ne diyorsun sen

- N’oldu Hakim bey ?

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsunağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var seninkine sıra gelene kadar :)

——————————-

‎-Karım zayıflamaya karar verdi.
- Peki bunun için ne yapıyor?
- On gündür, her sabah üç saat ata biniyor.
- Şu anda durum nasıl?
Adam, hüzünle başını eğdi:
- At, beş kilo zayıfladı:))

9. Gün FIKRALARI


Dul bir adamla dul bir kadın evlenirler. Bunların önceki evliliklerinden birer çouğu vardır. Evlendikten sonra bir çocukları olur.

Çocuklar bir gün bahçede oynarlarken kavgaya tutuşurlar. Evin penceresinden durumu farkeden hanım eşine bağırır.

- Bey çabuk gel, çocuklar kavga ediyor.

Adam seslenmiş:

- Kimle kim kavga ediyor?

Kadın cevap vermiş:

- Seninki ile benimki bir olmuş bizimkini dövüyorlar. :)

—————————–

İki katlı ve garajlı bir evde oturan ailenin biri tam yatmaya hazırlanırken karısı kocasına ” Garajda hırsız var.” der.
Adam camdan sessizce dışarı bakar, garajın ışığını açar.
İki kişi esyalardan bazılarını taşımaktalar.
Adam “Evet. Dışarıda iki kişi var bizim esyalari caliyorlar.”
Bunun üzerine hemen polise telefon eder.”Alo memur bey ş…u anda bizim bahçede iki hırsız var ve garajdaki esyalarımızı çalıyorlar. Acele araba gönderin.” der.
Bunun üzerine polis: “Evin içindeler mi?” diye sorunca
Adam “Hayır garajdalar.” der.
“Tamam o zaman içerden kapıları iyi kilitleyin ses yapmadan evde bekleyin. Eger zamanımız ve arabamiz olursa göndeririz, çünkü şu anda hepsi meşgul.”
Adam telefonu kapatır ve yüze kadar saymaya başlar.
Saydıktan sonra tekrar polise telefon eder. ” Biraz önce size evimde hırsız var diye telefon etmiştim. İkisinide vurdum.” der ve telefonu kapatir.
İki dakika gecmeden bir sürü polis arabası ve bir de ambulans gelir ve hırsızları suç üstü yakalarlar.
Memurun biri adama yanaşır: “Hani adamlari vurdum demiştiniz? ”
Bunun uzerine adam da: “Hani siz de şu anda arabamız yok demiştiniz!” :)

—————

Hizmetçinin biri işe yeni girmiş.evin sahibi olan kadın:
-Biz 8′de kalkarız,9′da kahvaltı yaparız.demiş.
Hizmetçi:
-Ben kalkamassam siz başlayın,demiş. :)

————————-

Yurt disinda yasayan adam karisina bir mail gonderiyor:

Sevgili karicigim, bu ay maasimdan sana para gönderemiyorum, onun yerine 100 öpücük gönderiyorum

Sen benim bir tanemsin Kocan Allen

Karisi da ona cevap veriyor,

Sevgili askim,

Gonderdigin 100 öpücük için tesekkür ederim Masraflar söyle;

1- Sütçü bir aylik süt için 2 öpücügü kabul etti,

2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlasmaya razi oldu,

3- Evsahibi kira için hergün 2-3 defa ugruyor,

4- Bakkal sadece öpücüge razi olmadi, ona ilave baska seyler de verdim,

5- Diger masraflar toplam 40 öpücük

Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu ayi çikarabilirim

Gelecek ay için de ayni yönde mi plan yapmaliyim? Lütfen bilgi ver

Sevgili karin Josephine:))

—————————

Karı koca sinema dönüşü bir bara gitmişler.

Masaya oturur oturmaz kadının gözü barda tek başına içen adama ilişmiş.

Biraz dikkatlice bakınca “Aaa o!” deyivermiş.

Kocası meraklanmış.. “Kim o?”

“Seninle evlenmeden önce çıktığım çocuk.

Biliyor musun ayrılırken onu burda bırakmıştım.

Demek 7 yıldır aynı yerde içiyor..”

Kocası başını sallamış:

- Onu anlıyorum, ama bir olay bu kadar uzun zaman kutlanmaz ki..:))

———————

Adam yeni evlenmis askere gitmis, babasina mektup yazmis, esim hamile mi degil mi diye. Altinada bi mani yazmis: “Ey mektup varda gel, tez haber alda gel, birdik iki olduk, 3 oldukmu sorda gel.” Baba geline sormus varmi bi durum? Gelin yok demis baba bi maniyle cevap vermis: “Bir dalda iki kiraz, biri al biri beyaz, bu yil tarlan ürün vermedi, izin al gel gene kaz” :D

—————–

Çocuk Dedesine Sormuş..
Dede, Nenem İle Kaç Yıldır Evlisiniz?
- 40 Yıldır Evlat Demiş Dede.
- Peki Ama Dede, Ben Sizi Hiç Kavga Ederken Görmedim Bunun Sırrı Nedir?
- Otur Evlat Anlatayım.
…Evlat Biz Ninen İle Evlendiğimizde Elde Avuçta Bir Şey Yok,
Kimsemde Yoktu.
Ben Neneni Bizden Oldukça Uzaktaki Köyden Aldım,
Nikahımız Kıyıldı,
Benim At Arabasına Nenenin Üç Beş Eşyasını Attık Ve Bizim Köyün Yolunu Tuttuk.
Yolda Benim Atin Ayağı Sürçtü Ve Tökezledi.

-Ben “Bu Bir” Dedim. Devam Ederken Bir Daha Tökezledi,
-Ben Yine “Bu İki” Dedim. Köye De Daha Epey Yolumuz Vardı,
Bizim Atın Ayağı Bir Daha Tökezleyince
“Bu Üç” Dedim Ve Çektim Belimden Silahı,
Ati Orada Vurdum.
Ben Atı Vurunca Nenen Başladı Bana Söylenmeye.
“Biz Simdi Nasıl Gidiceğiz,
Niye Durup Dururken Atı Vurdun.
Sen De Hiç Akıl Yok Mu. Bu Eşyaları Nasıl Götüreceğiz”
-Ben De Döndüm Nenene
“Bu Bir” Dedim.
O Gün Bugündür, Gül Gibi Geçinip Gidiyoruz… :)

—————————–

Adam eve girer girmez:
- “Müjde hanım, hani hep daha pahalı bir evde oturalım” diyordun ya, en sonunda isteğin oldu.
+ Yaşasın taşınıyor muyuz?
- Hayır, ev sahibi kirayı arttırdı. :D
.

—————————————-

Anne 5 Yaşındaki Çocuğuna Sorar:
-Ne yapıyorsun canım?
+Mektup yazıyorum sevgilime.
-İyide sen yazmasını bilmiyosunki.
+Olsun, anne oda okumasını bilmiyor. sen anlamazsın aşk bu aşk :)
.

————————–

Sokrates ve esi bir türlü iyi geçinemezlermis. Bir gün esi Sokrates’e verip veristirmis, agzina geleni söylemis. Bakmis kocasi hiçbir tepki göstermiyor; bir kova suyu alip basindan asagi bosaltmis. “Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sagnak zaten bekliyordum” demis. :) Fıkra
.

8. Gün FIKRALARI


Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin “Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi” diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.
Genc kiz da “Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi ” diye dusunmektedir.
Albay ise “Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik” diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:
“Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya…

————–

Adamın birisi yolun karşı tarafında şapkasının üzerinden kafasını kaşıyan birisini görmüş. Dayanamamış ve yanına giderek:
- Afedersiniz, siz karadenizlimisiniz?
- Evet nereden anladınız?
- Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşıyorsunuzda, deyince karadenizli cevabı yapıştırmış :
- Sen popon kaşınınca pantolonunu indirip öylemi kaşıyorsun? :D :D

—————

Adamın biri bir rüya görür ve sabah kalktığında işe gider ve patronuna anlatmaya başlar;
- “ATIF bey ikimizde aynı yolcu uçağında seyir halindeyken ikimizde yuvarlanıp uçaktan düşüyoruz. Siz bal çukuruna ben ise bok çukuruna düşüyorum”,
patron hemen atılarak:
- “O kadar olacak tabiki sen bir işçi parçasısın ben ise patronum”
Adam hiç istifini bozmadan devam etmiş ;
- “Fakat ilginç yanıda bu ya, ikimizde birbirimizi yalayarak temizliyoruz…” :D :D

——————

1 senenin kıymetini sınıfta kalan bilir,
1 ayın kıymetini erken doğuran kadın,
1 haftanın kıymetini dergi çıkartan bilir,
1 saatin kıymetini sevgilisini uğurlamak üzere peronda oturan,
1 dakikanın kıymetini uçağını kaçıran,…
… ……1 saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan,
1 salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir…
İnsanın satın alamayacağı tek şey ZAMANDIR…
Ama bozuk para gibi harcıyor millet…

————————

Elektrik süpürgesi satıcısı, bir dairenin kapısını calmıs,
-”Hanımefendi, bu elimde görmüş olduğunuz kovanın içinde at pisliği var !”
demiş ve bu bir kova pisliği evin içine doğru savurarak döküvermiş. Sonrada
-”Hanımefendi, elimdeki elektrik süpürgesi ile 10 dakika içinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyeceğim..! ”
Kadın satıcıya şöyle bir bakmış, – -”Beyefendi, üstüne domates sosu da ister misiniz ? Elektrikler kesik de.. ” :D

—————-

?-48 numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum.
Nöbetçi hemşire sordu:
Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın
-Ben mi ? Erkek kardeşi.
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:
Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza bende annesi.
:D :D:D:D:D

———————————

Memleketin birinde 3 kere camiye gitmeyeni idam ediyorlarmiş.
Usulen idam edilmeden önce 3 dileğini yerine getiriyorlarmış.
Adamın teki 3 kere gitmemiş ve tabii yakalanmış.
idam edilmeden önce sormuşlar: ” ilk dileğin ne? ”
İdamda ki adam ” Vezirin karısıyla beraber olmak istiyorum. ”
…Vezir ne kadar “olmaz” dese de padişah “mecbur” demiş ve adam vezirin karısıyla beraber olmuş.
Adam ikinci dileği olarak padişahın karısıyla beraber olmayı seçmiş.
Bu sefer padişah “hayır” dese de herkes itiraz edince mecbur kalmış.
“Son dileğin ne?”
Adam, bir vezire, bir padişaha bakmaya başlamış.
Aradan 5 dakika geçtikten sonra vezir bakmış namus elden gidecek,
Vezir: “Ben bunu sanki camide gördüm gibi geldi” deyince padişah da onu tasdikleyip
Padişah: “Ne gibisi lan ! Yanımda kılıyordu ! ” :)

—————————-

Morgta yatan adam cama ben ölmedim diye vururken görevlinin biri seslenir,
-Yat lan doktordan daha mı iyi bilecen :D

——————-

Yeter bee, babaa ! ders çalışmıcam artık nette takılıcam!
+ Ne dedin ne dedin?
- Test kitaplarımi diyorum nereye koydunuz…. xD

——————-

Kız: ANNe Benden 23 yaş büyük
ANNe: Neee ??
Kız: EvLi ama boşanacak
anne: Evlimi..!!
kız: 3 çocuğu var
…anne: aman ALLAHım.!!
Kız: Çok zengin..!!
ANne: SöyLe bakiim çokmu seviyorsun :) )

NASIL OY VERECEKSİNİZ ?


.
.
OY vereceğiniz yarışma sayfası burada ….

TIKLAYIN … http://www.fikralaryeniden.com/a/opgapb29

1- Açılan sayfada DOĞUM TARİHİNİZİ 1984 ten önce bir tarihi SEÇİN :

2 – Resim’deki HAYDİ BAŞLA’ya BASIN ….

3- Fıkramın altındaki KADEH KALDIR’ı Tıklayın …

4- Facebook ile bağlanmanı isteyecek.. Face ile bağlanı TIKLA ..

5- Son aşama İZİN vermeni isteyecek.. İZİN VER’i tıkla .. bitti..

Kadeh sayısı 1 artacak …. teşekkürler ..

7. Gün FIKRALARI


Bir gün Fransız,bir alman ve temel vampir olmuşlar.Gök yüzündenlermiş. bunlar yarış yapmaya karar vermişler. En kısa zamanda en çok kan emen birinci olacakmış. Fransız gitmiş. 3 dakika sonra geri dönmüş ağzının kenarında kan varmış. Temel ile Alman sormuşlar:
-Yaaa ne yaptın?
-Şu kilisedeki kızın kanını emdim.
Sonra alman gitmiş bir dakika sonra dönmüş. Ağzının kenarında kan varmış.
-Ya sen ne yaptın?
-Şuradaki değirmencinin kızının kanını emdim.
Sıra temele gelmiş. Gitmesiyle gelmesi bir olmuş. Yüzünün her tarafı kanlıymış. Ne yaptın böyle, kimin kanını emdin? Temel:
-Şuradaki direği görüyor musunuz
-Eveeett.
-Ama ben görmedim.

————————————-

Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelip başına dikilmiş:
- Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?
Temel:
- Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum!

—————————–

Kayseri’nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor.Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor. Köye gelen Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar :
-Ne yapıyorsunuz böyle?
-Yol yapıyoruz.
-Bu eşşek ne için?
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçişi o gösterir.
Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :
-Ya eşek bulamasaydınız?
-İşte o zaman Amerika’dan mühendis getirirdik!

———————————-

Lazlar kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş :
- Temel ineklerinden pipo içen var mı ?
- Yok
- O zaman ahırın yanıyor

——————–

Ali Mısır’da okuyan bir öğrenci. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline girecekler.. Babası Ali’ye telefon eder ve sınavların nasıl geçtiğini sorar. Ali de bilmediği halde “çok iyi geçti” der ve bunu üzerine babası onu İstanbul’a işlerinde yardım etmesi için çağırır. Ali gidecektir İstanbul’a ve arkadaşına son olarak şöyle der; “Ahmet sen notlarımı öğrenirsin ve beni ararsın. Eğer telefona babam çıkarsa Muhammed’in Ali’ye selamı var dersin; ben anlarım bir tane zayıfım olduğunu.” Ahmet notları öğrenir ve arar. Telefona babası çıkar ve Ahmet şöyle der: – Amcacım Ali’ye söyle ona bütün Ümmed-i Muhammed’in selamı var…

————————————-

Kayserili Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç bes kuruş da biriktirebiliyordu.

Günün birinde sağındaki dükkan boşaldi, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha… Rekabet başladı, işleri
kötüye gitti.

Ama sonunda bir çözüm yolu buldu :

Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı.

Solundaki, en büyük tuhafiye magazası, yazılı bir bez asmıştı.

Bizimki,
ikisinin ortasina şu yazıyı koydurdu :

Magazaya buradan girilir.

————————————

Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.
Yanındaki köylüye sormuş;
Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?
Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda

——————-

Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili’deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için Şili’ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler. İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı yetkili, kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi ‘efendim, biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare ediyoruz’ demiş

———————————–

2. Dunya Savasinda 2 yahudi Almanlara esir olmustur.Bunlardan biri
digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya
” 2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar. Oldururseler
sorun yok, kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna diziliriz ya da gaz
odasinda olduruluruz. Kursuna dizilirsek sorun yok, gaz odasina gidersek
2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit. Sabun yaparlarsa
sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada
tuvalet kagidi. Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak
iste o zaman boku yedik”.

——————————–

Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.

Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.

-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.

Adam :

-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.

Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.

Pilot:

-Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.

Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi.

Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!

Dehşetle sordu :

-Öğrencilerin nerede?, diye…

-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!

6. Gün FIKRALARI


İki deli hastaneden kaçmışlar o kadar koşmuşlarki şehrin ortasına geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik ikisininde acil tuvalet ihtiyacı gelmiş, büyük olan ordan geçen genç bir delikanlıya:
- “Afedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok şıkıştık.” Deli olduklarını anlayan genç ilerde cadde ortasında duran çöp varıllerini göstererek:
- “İşte burası tuvalet.”
Dalgasını geçer ve gider. Bizmkileri hemen çöp varillerinin üzerine çıkarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu arada delileri gören halk seyretmek için etrafına toplanır. Bir kalabalık bir kalabalık büyük deli yanındaki deliye:
- “Ulan iyiki acele etmişiz şu tuvalet sırasına, bak bizi bekliyorlar.”

————————————–

Temel trene binmiş Kontrol gelmiş biletinin İstanbul’a olduğunu trenin Ankara’ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin
- Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi demiş.

————————————–

Temel ile İdris bir gün 2 tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış iki atı da aynı ahıra koymuşlar. Temel demiş ki: – yaw İdrus biz ha punlari kariştiriruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa – Ha çan temamdur diyor İdris. Aradan bir iki gün geçiyor. Bir de bakıyorlar iki atında yeleleri kesik. Temel hemen olaya el koyup – Ulu uşağum baksana daa. İkusinin de yeleleri kesuktur. Pen penumkinin kuyruğunu kesayum haçan sen kesmeyesun. Temel kendi atının kuyruğunu kesiyor. Bir iki gün sonra yine bakıyorlar iki atında kuyrukları kesik. Temel de İdris de hayvanların bir taraflarını kesmekten bıkıyorlar sonunda Temel bir çözüm söylüyor: – Uşağum İdrus cel piz şöle yapalum. Siyah olanı sen al beyazı ben.

————————-

Of’lular toplanmışlar av tüfekleriyle Rusya’ya doğru ateş ediyolar. Bunu gören hacının biri;

- Ula oflular ne yapaysunuz aburaya.

-Rusyaynan savaş edeyruk haci.

- Ula av tüfeğiynen savaş olurmu hiç.

-Ya ne edcez haci emmi.

- Çekilin ordan bu benim işim.

- Bi gürgen ağacı kesin.
Oflular bi gürgen ağacı keserler.

- İçini oyun.
Oyarlar.

- İçini saçma barutla doldurun.
Doldururlar.

- Fitilini koyun ucuna, bide büyük demir.
Oflular hepsini yapar.

Hacı;
- Şimdi fitili ateşleyin.
Fitili bi ateşlerler. Büyük patlama 100 oflu şehit.

Fikri veren hacı;

- Ha burda 100 ölü varısa, rusyanın anasını ağlattık…

——————————————-

Temel, kahveden çıkınca kapının önünde bir saatlik bir gecikme için park cezası yazan trafik polisiyle burun buruna gelmiş…
“Yazma şu cezayı memur bey” demiş…
Polis onu hiç umursamadan cezayı yazmaya devam edince onun bir “İşgüzar” olduğunu söylemiş…
Polis Temel’e şöyle bir bakıp, “Aşınmış lastikler” için ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya başlamış…
Temel, ne kadar ceza yazarsa yazsın, ona vız geleceğini söyleyince polis ilk iki ceza makbuzunu arabanın sileceği altına sıkıştırıp üçüncü makbuza başlamış…
Bu sürtüşme 20 dakika kadar sürmüş, polis ceza üzerine ceza yazmış…
Temel hiç oralı olmamış…
Yürümüş, karşı kaldırımda park ettiği arabasına binip, sürmüş gitmiş…

—————————————-

Yaşlı bir çift her yıl, yılda bir gelen festivale giderlermiş. Her sene yaşlı adam gezi başına 10 dolar olan bir uçak gezintisine katılmak ister, karısı itiraz eder ve şöyle dermiş: “10 dolar 10 dolardır!”
Üç yıl beş yıl “10 dolar 10 dolardır” derken, en sonunda yaşlı adam demiş ki:
“Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir.” Fakat karısı tınmamış ve şöyle demiş: “10 dolar 10 dolardır” Bu sırada uçağın pilotu konuşulanları duymuş ve ikisine bir pazarlık önermiş. İkisi de uçağa binecekler, eğer uçuşun başından sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa, 10 dolar ödeyecekler… Yaşlı çift kabul etmiş ve uçağa binmişler. Pilot da ***** söz konusu olunca başlamış acayip manevralar yapmaya… Taklalar atmış, uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani dönüşler, dalışlar yapmış. Ama arkadan ses yok! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş:
- Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz de çıt çıkarmadınız… Yaşlı adam cevap vermiş:
- Karım uçaktan düşünce aklımdan söylemek geldi ama, 10 dolar 10 dolardır diye düşünüp sustum…

————————————

Maymun kurmus çilingir sofrasini
Ormanin ortasina, külhanbeylik yapiyormus. O sirada zürafa ordan geçiyormus, sormus:
- “Vay maymun Kardes, nasilsin?”
- “Iyiyim be anam, içiyorum içiyorum aslani dövüyorum.”
Zürafa tirsmis ve uzaklasmis. Derken Zebra gecmis, O DA sormus:
- “Selam maymun abi, NE var NE yok?”
- “N’olsun be gülüm hep ayni; içiyorum içiyorum aslani marizliyorum.”
Zebra DA uzaklasmis ordan.
Bu kez köstebek, geçerken sormus:
- “Maymun ya naber?”
- “Iyilik koçum içyorum içyorum Allah NE verdiyse girisiyorum aslana!”
Köstebek de sivismis . Ancak böyle böyle derken, olanlar aslanin kulagina gitmis ve aslan O tarafa dogru yola koyulmus.
Çikmis maymunun karsisina:
- “Eee anlat bakalim maymun efendi, NE var NE yok?”
Maymun hemen kendine çeki düzen vererek yanitlamis:
- “N’olsun be abi, içiyorum içiyorum abuk subuk konusuyorum!..”

————————————–

Çoban´ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, Yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.

- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?

Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış,

- Tamam diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel
tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,
- Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş.
Çoban
- Doğru diye cevap vermiş,
- Koyununu alabilirsin. Genç adam koyunu almış ve jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş.
- Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin? Diye sormuş.
Adam,
- Evet neden olmasın diye yanıtlamış.
- Sen Dunya Bankasi´nda Danışmansın demiş çoban.
Adam sormuş,
- Nasıl oldu da bildin?.
Çoban
- Çok basit diye cevap vermiş.
- Buraya çağrılmadan geldin, bu bir..
- İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin.
- Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın

————————————

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. “Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş…” diye düşünür ve oğluna seslenir:
-”Getir bakayım şu karneyi!”
-”Al baba…”
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-”Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!”
-”Baba… O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum…”

————————————

Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. Bebeğe bakan doktor: – “Bu çocuk iyi gıda almıyor”, der ve kadına dönerek: – “Lütfen soyununuz”, diye rica eder. Soyunan kadının göğüslerini iyice kontrol eden doktor: – “Düşündüğüm gibiymiş hanımefendi” der, “sizin hiç sütünüz yok.” Kadın: – “Tabi olmaz doktor bey”, der. “Ben çocuğun teyzesiyim…”

——————————————-

Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: “Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek…” diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : “Maymunu iyi besle!”

———————————
Bir gün Fransız,bir alman ve temel vampir olmuşlar.Gök yüzündenlermiş. bunlar yarış yapmaya karar vermişler. En kısa zamanda en çok kan emen birinci olacakmış. Fransız gitmiş. 3 dakika sonra geri dönmüş ağzının kenarında kan varmış. Temel ile Alman sormuşlar:
-Yaaa ne yaptın?
-Şu kilisedeki kızın kanını emdim.
Sonra alman gitmiş bir dakika sonra dönmüş. Ağzının kenarında kan varmış.
-Ya sen ne yaptın?
-Şuradaki değirmencinin kızının kanını emdim.
Sıra temele gelmiş. Gitmesiyle gelmesi bir olmuş. Yüzünün her tarafı kanlıymış. Ne yaptın böyle, kimin kanını emdin? Temel:
-Şuradaki direği görüyor musunuz
-Eveeett.
-Ama ben görmedim.

————————————

5. Gün FIKRALAR


Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- “Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim” demis.
Ingiliz’e sormus
- “Titanik kaç yilinda batti?”
Ingiliz hemen cevap vermis : “1912″ diye.
Hitler göndermis Ilgiliz’i. Fransiz’a sormus bu kez:
- “Titanik’te kaç kisi öldü?”
Fransiz cevap vermis : “1050″.
- “Tamam, sen de gidebilirsin” diye özgür birakmis.
Ve Yahudi’ye dönmüs;
- “Say lan isimlerini!”

——————————-

Agop’la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis.
Haykanus sormus:
- Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi?
- Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ?
- Peki havagazini kontrol etsen.
- Canim, ben tesisatci?
- Agop, elektrik dugmesi de bozulmus
- Yeter artik Haykanus…
Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus ‘a:
- Canim karim, kime yaptirdin bunlari?
- Kirkor ‘a rica ettim beni kirmadi.
- Ne?… Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz.
- Evet bana ” ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin” dedi
- Guzel…Pastayi yaptin degil mi?
- Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci…-

—————————————

Birkac yillik evli ciftin bir bebekleri olur.. ancak gunler haftalar gectikce bebegin cok farkli ve insanustu yetenekleri oldugu ortaya cikar..
1 yasina geldiginde yetiskin gibi konusur, 2 yasinda akliniza gelen her dilde okuyup yazmaya baslar,3 yasinda ileri matematik profesorleriyle tartismaya oturur, ve 4 yasinda gelecekle ilgili inanilmaz tahminlerde bulunmaya baslar…der ki:
“Tam 1 yil sonra bugun ben olecegim… ben oldukten 2 yil sonra annem olecek.. annem oldukten 1 yil sonra babam olecek…” Ve kesinlikle..
bir yil sonra bebek ölür… baba cok uyanik oldugu icin karisini hemen milyarlar degerinde sigortalatir… ve 2 yil sonra da anne ölür…. ve baba 1 yillik omrunun kaldiginin farkinda, karisinin sigortasindan kazandigi milyarlarla evlere, arabalara, seyahatlere ve birbirinden guzel kadinlara yatirim yapar… ve olumune 1 gun kala son parasiyla bir dansci kiz kiralar,once superlux villanin havuzunda eglence, sonra yatakodasinda zevk dolu bir gece.. ve adam hersey bittiginde gozlerini kapatir ve “vay be yarin ölmüs olucam.. ama ne hayat gecirdim, herseyi yaptim dolu dolu yasadim herseyi.. helal olsun bana” diye keyifle uykuya dalar.. Ama o da ne…… sabah bir de gozlerini acar ki hala yasiyor..!!!!!!
Yatakta saskinlik icinde bakinirken geceyi beraber gecirdigi dansci kiz ciglik cigliga kosarak iceri girer…
“HEMEN ASAGI GELIN NOLUR.. KAHYANIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIS YATIYOR… GALIBA ÖLMÜS!!!!”

—————————————

Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki tane papagani varmis.
Papaganlarda papaz gibi oldukca inancli ve dindarlarmis. Sabah aksam kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermis. Papazin cemaatinden bir kadininda 2 tane disi papagani varmis, papazin erkek papaganlari ne kadar ahlakli,kadinin disi papaganlari da o kadar ahlaksizmis.
Eve gelen misafirlerin onunde ‘erkek istiyozzz!’diye bagirirlarmis. Kadin sonunda dayanamamis ve papaza akil danismaya gitmis.
“Sen getir onlari bana benim papaganlarin kafesine koyalim da ahlak ogrensinler biraz” demis. Kadinda almis papaganlari getirmis, papazin evine daha kafese girer girmez disi papaganlaradan birisi
“hey yakisikli, iki tane ucuz fahise ister misiniz kafesinizde” diye sormus.
Erkek papaganlardan biri otekine donup haykırmış?:
“oglum butun dualarimiz kabul oldu lan sonunda!!!”

———————————————-

Temel oksurukten Dursun da kabizliktan sikayetcidir. Beraber doktora giderler.
Doktor Temel’e oksuruk surubu Dursun’a da mushil verir. Bunlar ilaclari karistirirlar.
Bir hafta sonra doktor Temel’e:
- Nasil oldu? Hala oksuruyor musun?
- oksurmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.

————————————————-

Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar. Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar. Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine variyorlar. Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar, yiyecekler, hersey ortaya cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK! Tek cozum, birinin eve gidip acacagi alip getirmesi. Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar. Genc eleman:
- “Giderim, ama bir sartim var.” der ve ekler.
- “Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak.” Digerleri de bunu kabul eder. Elemanimiz yola cikar. Aradan bir, iki, on, yirmi yil gecer. Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir, ölmek uzeredir. Arkadaslari ne yapsa faydasiz. Kaplumbaga’nin son dilegi olup olmadigini sorarlar. O da:
- “Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?” der. Digerleri de kiramaz ve:
- “Elbette!” diyerek, sarmalardan birini verirler.
Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:
- “Gitmiyorum iste, gitmiyorum!”

———————————————

Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur..
Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kizarak
“Ohoo orasi çok yakin alamam seni” der vegazlar gider..
Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi basarir.. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi duragindadir ve üçüncü siradadir..
Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?”
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin
- Hadi be sapik misin, defol..
Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin
- Vay sapikkk vayy defol
Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartim var
- Nedir ?
- Giderken diger taksicilere el salliyacaksin
- Ayibettin abi tabii..

———————————

Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar.
İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan birer firma ve Türkiye’den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.
İngiliz Firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz.
Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler.
Amerikan Firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 50cm fark olur. derler.
Japon Firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 20cm fark olur. derler.
Sıra bizim Temel’e gelir.
Temel:
- lla biz de iki taraftan kazmaya başlarız.
Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur. der!!!

————————

İriyarı kabadayı tipli bir adam
kahvede otururken birden ayağa
kalkmış ve gürlemiş;
-Ulan bu sağ taraftaki masalarda
oturan herkes İNBE, sol tarafta’ki
masalarda oturanlar ise ZEVEPENK
tir. Varmı itirazı olan.
Kahvede çıt yok. Herkesin başı önünde.
Derken sol taraftan ufak tefek biri
kalkmış yavaşca sağ tarafa yürümeye
başlamış.
Kabadayı gürlemiş;
-Nereye lan.
Adam ıkınmış sıkınmış yavaşca;
-Şey ben yanlışlıkla yanlış yere
oturmuşumda.

—————————-

Birgün şehirler arası yolculuk yaparken şöyle bir olaya tanık oldum. Otobüsümüz Trabzondan hareket etmişti. Bartına doğru yol alırken şoför mahalinin arkasındaki koltuktaki bey yasak olmasına rağmen cep telefonu ile konuşuyordu. Şoför bir iki “şey efendim”, “yasak” falan dediyse de beyfendi konuşmaya devem ediyordu.
Şoför dayanamayıp :
- Kardeşim bilmiyor musun otobüste konusmak yasaktır,arabanın sistemini bozuyorsun.
Beyefendi hiç oralı bile olmadan:
- Uşağum Tursun otobüste konuşmak yasakmış. Sen konuş ben seni dinleyrum…